
Bugün markete girdiğinizde raflarda onlarca “fit” ürün görüyorsunuz. Fit bisküviler, granolalar, protein barlar, şekersiz içecekler, diyet atıştırmalıklar…
Ancak çoğu zaman gözden kaçan önemli bir gerçek var:
Bir ürünün ambalajında yazan ifadeler, o ürünün gerçekten sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Çünkü gıda endüstrisi çoğu zaman ürünün tamamını değil, yalnızca dikkat çekici bir özelliğini öne çıkarır.
Örneğin bir bisküvinin üzerinde “şekersiz” yazabilir.
Ama içinde yüksek miktarda glikoz şurubu, maltitol ya da nişasta bazlı tatlandırıcılar bulunabilir.
Bir granola “fit” olarak pazarlanabilir.
Ama içeriğinde yüksek miktarda bal, şeker veya yağ eklenmiş olabilir.
Bir içeceğin üzerinde “doğal” yazabilir.
Ama bu, ürünün tamamen katkısız olduğu anlamına gelmez.
Benzer şekilde “%100 doğal”, “ev yapımı”, “katkısız” gibi ifadeler de çoğu zaman tüketicide güven duygusu oluşturmak için kullanılan pazarlama dilinin bir parçasıdır.
Oysa gerçek sağlıklı beslenme etiketteki sloganlardan değil, içeriği okumaktan geçer.
Bir ürünün gerçekten sağlıklı olup olmadığını anlamak için şu sorular sorulmalı:
- İçindekiler listesi ne kadar uzun?
- Şeker hangi isimlerle gizlenmiş?
- Gerçekten ihtiyacımız olan bir gıda mı, yoksa sadece “fit” diye pazarlanan bir atıştırmalık mı?
Bir elma “fit” etiketi taşımaz.
Bir kase yoğurt “light” sloganıyla pazarlanmaz.
Bir tabak ev yemeği “proteinli” diye satılmaz.
Ama gerçek sağlıklı beslenme tam da bu sade ve doğal gıdalarla kurulur.
Bu nedenle market raflarında gördüğümüz her “fit” ürünün gerçekten sağlıklı olduğunu düşünmek yerine Sağlıklı olan gerçekten ürünün kendisi mi, yoksa sadece ambalajı mı? Düşünülmelidir.
DYT.NESLİHAN TUNÇ
