Ömrümüz boyunca mutlu olacağımız, hayatımızın dönüm noktasını ararız ya da bekleriz. Mutluluğu hep, o an elimizde olmayan, hedefimizde olan şeyde sanırız. Şu okul bir bitse, bir işim olsa, iyi bir evliliğim olsa, sonra çocuk, araba, ev.. Liste böyle uzayıp gider, sonra bir bakmışız ki ömür bitmiş.
Önümüze koyduğumuz hedefler mutluluğun anahtarı değildir aslında. Hedefe ulaştığımızda o an eksikliğini hissettiğimiz boşlukları doldururuz. Ancak hemen peşinden başka hedefler başka aşılması gereken yollar oluşur. Karşımıza çıkan zorluklar elbette ki sebepsiz değildir. İnsan ulaşamadığı bir şey olduğunda Rabbine daha içten dua eder ve ona daha da yakınlaşır. Bir kardeşimiz dertli anında ettiği dua için “Ben hayatım boyunca böyle içten dua ettiğim bir an hatırlamıyorum” demişti.
Bizim mutsuzuz diye üzüldüğümüz, önümüze çıkan o zorluklar, o engeller, aslında ona (c.c) yaklaşmamız için Rabbimizden bir ikramdır. Eğer o engelleri kabullenir her şeye rağmen çok şükür dersek o engellerin kalktığını ve istediğinizin size verildiğini göreceksinizdir.
Biz mutluluk peşine düşmüş onu ararken, “kendimizi ümmeti olarak gördüğümüz Peygamber Efendimizin hayatında mutluluk aradığı bir zaman dilimi olmuş mudur?” sorusu geliyor aklıma. Dünya’ya yetim olarak gelen, 6 yaşında annesini, sonra dedesini kaybeden, güzel bir evlilik yaptıktan ve evlat sahibi olduktan sonra o evlatlarının 6 tanesini kendi elleri ile toprağa defneden, kendi akrabaları ve sevdikleri tarafından işkence gören bir peygamber. Biz neden mutlu olamıyoruz diye bir hadisine rastlamadığımız ancak Hz. Ömer ile bir diyaloğunda “İstemez misin ya Ömer dünya onların ahiret bizim olsun” demiş bir peygamber.
Tabi ki de dünyadan vazgeçmeyeceğiz. Hem dünya için hem ahiret için çalışacağız. Ancak önümüze çıkan zorluklara, hedefimize ulaşamadığımız zamanlarda isyan etmeyeceğiz. Sonsuza kadar mutlu yaşadılar masalını bu dünyada beklemeyeceğiz. Dertlerimizi sevip kabulleneceğiz ki işte o zaman mutluluğa ulaşmış oluruz.
Hayatımız her zaman güzelliklerle ya da kötülüklerle devam etmeyecek ancak her zaman bir denge içerisin de olacak. Gelen güzellikler peşinde imtihanı da getirecek, gelen zorluklar hemen peşinden aydınlık günleri de getirecektir.
Bunların yanında şunu da söylemek isterim ki; mutluluğu bulacağımız en güzel yer gönüllü yaptığımız işlerde olacaktır. Yaşlı bir insanın hayır duasını almak, masum bir çocuğun gülüşüne sebep olmak, zorda kalmış bir insanın yardımına koşmak ve onun minnet dolu bakışlarıyla karşılaşmak… Bunlar insana paha biçilemez bir huzur ve mutluluğu mutlaka getirecektir.
Mutluluğu aramayalım, içinde bulunduğumuz andaki sıkıntılarımızı bir kenara bırakıp güzellikleri görelim ki gerçek mutluluğu o zaman hissedeceğiz .
Ömrümüz boyunca mutlu olacağımız, hayatımızın dönüm noktasını ararız ya da bekleriz. Mutluluğu hep, o an elimizde olmayan, hedefimizde olan şeyde sanırız. Şu okul bir bitse, bir işim olsa, iyi bir evliliğim olsa, sonra çocuk, araba, ev.. Liste böyle uzayıp gider, sonra bir bakmışız ki ömür bitmiş. Önümüze koyduğumuz hedefler mutluluğun anahtarı değildir aslında. Hedefe ulaştığımızda […]









Hayata bakış açınızı çok güzel kaleme alıp bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Yazılarınızın devamını dilerim..