
Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda teknolojinin geliştiğini, imkanların arttığını, insanların bilgiye saniyeler içinde ulaştığını görüyoruz. Fakat bütün bu ilerlemeye rağmen insanlık huzuru kaybediyor. Gençler yalnızlaşıyor, aile bağları zayıflıyor, maneviyat aşınıyor. Modern çağ; insanın bedenini doyururken ruhunu aç bırakıyor .
İşte tam da bu yüzden gençlik meselesi sıradan bir mesele değildir. Çünkü gençlik; bir milletin yarınıdır .
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”
(Tahrîm Suresi, 6. Ayet)
Bu ayet sadece anne babalara değil, toplumun tamamına bir sorumluluk yüklüyor. Gençliği korumak sadece ekonomik imkan sağlamak değildir. Asıl mesele; onların kalbini, zihnini ve şahsiyetini koruyabilmektir.
Bugün gençleri kendi özünden uzaklaştırmak isteyen büyük bir kültürel kuşatma vardır. Kimi dini küçümsemeyi çağdaşlık sanıyor, kimi ahlaksızlığı özgürlük diye pazarlıyor, kimi de gençliği tüketim kültürüyle uyuşturuyor. Sosyal medya ekranlarında büyüyen bir nesil, hakikatle bağını yavaş yavaş kaybediyor.
Oysa bu millet; asırlar boyunca Kur’an’la ayağa kalktı. Ezanla dirildi. Secdeyle güç buldu. Çanakkale’de mermiden önce iman vardı. İstanbul’un surlarını yıkan şey sadece top gücü değil, inanmış bir neslin ruhuydu.
Peygamber Efendimiz Aleyhisselam’ın şu hadisi bugün her zamankinden daha büyük anlam taşıyor:
“Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları Arş’ın gölgesinde gölgelendirecektir… Bunlardan biri de Rabbine ibadet ederek yetişen gençtir.”
(Buhârî, Müslim)
Demek ki İslam’ın istediği gençlik; sadece diploma sahibi olan değil, aynı zamanda ahlak sahibi olan gençliktir. Anne babasına saygılı, haram-helal hassasiyeti taşıyan, mazlumun yanında duran, ilim öğrenen ve kimliğini kaybetmeyen bir gençlik…
Bugün Müslüman gençliğin en büyük ihtiyacı; yeniden kim olduğunu hatırlamasıdır. Çünkü kökünü kaybeden ağaç nasıl ayakta kalamazsa, inancını ve değerlerini kaybeden toplumlar da uzun süre ayakta kalamaz.
Allah Resûlü Aleyhisselam buyuruyor ki:
“Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı ve benim sünnetim.”
İşte mesele tam olarak budur.
Kur’an’dan uzaklaşan bir gençlik yönünü kaybeder.
Sünnetten uzaklaşan bir toplum ise ruhunu kaybeder.
Bugün gençliği kurtarmanın yolu; onları sadece sınavlara değil, hayata hazırlamaktır. Sadece meslek sahibi yapmak değil, karakter sahibi yapmaktır. Çünkü makam sahibi olup şahsiyetini kaybeden insanların çoğaldığı toplumlarda huzur değil, çürüme başlar.
Unutulmamalıdır ki;
Bir milletin gerçek gücü tankı, parası ya da teknolojisi değil; inançlı, ahlaklı ve şuurlu gençliğidir.

Çok güzel ve anlamlı bir yazı olmus, hele ki toplumumuzun mevcut durumunu düşündüğümüzde… Kalemine sağlık kardeşim. Allah ilmini arttırsın, daha da güzel ve maneviyat yüklü yazılar yazmayı nasip etsin…Allah tüm İslam alemini ve milletimizi her türlü şerden, kötülüklerden korusun. Rabbimiz (cc) yar ve yardımcımız olsun. Amin ya Muin…