BIST 100
13.687,86 -0,63%
DOLAR
47,3788 0,07%
EURO
54,0332 0,35%
GRAM ALTIN
6.156,27 -0,80%
FAİZ
41,88 -0,31%
GÜMÜŞ GRAM
87,41 -1,75%
BITCOIN
63.811,00 -1,69%
GBP/TRY
63,0812 0,20%
EUR/USD
1,1399 0,26%
BRENT
84,44 -4,44%
ÇEYREK ALTIN
10.065,49 -0,80%
Kocaeli Açık
Kocaeli hava durumu
25 °

Kızıl Elma Peşinde Büyük Türkiye’nin Yeniden Doğuşu

Kızıl Elma Peşinde Büyük Türkiye’nin Yeniden Doğuşu

İnsanlar yakınındakilerin değişim ve gelişimi görmekte ve kavramakta genellikle zorlanırlar. Dışardan bir göz,  değişimi daha kolay görebilir. Bazı durumlarda da yakınımızdakilerin büyüdüğünü görmemekte ısrarcı oluruz.

20 hatta 30 yaşına gelmiş birisi ebeveynleri açısından hala daha çocuktur ve çocuk muamelesi görür. Gerçi bu durum hiç değişmez. İyi bir konuma gelse de, yakın çevresi bu duruma uygun tavır geliştirmekte veya durumu kavramakta bazen biraz zorlanırlar. Nitekim söz konusu olan, bizim çocuktur.

Devletlerin de büyüdüklerini anlamakta vatandaşlar zorlanabiliyorlar. Zaman içerisinde adım adım bir gelişim sürecinin olması dolayısıyla, eski unutulur ve elde ettiklerimiz yetmemeye başlar.

Eskiden diye başlamaya korkuyorum. Bu tür söylemlere genellikle hemen tepki gösterilir. Fakat bazı örneklerle olayı kendi gözlüğümle görünür kılmak istiyorum.

Mesela, yurtdışında yaşayan Türkler, ülkeye dönüş yapmaktan çok korkarlardı. Onlara göre en büyük sıkıntıyı sağlık alanında çekmekteydiler. Büyük bir riskti. Ülkede hastahanelerde yaşanan zorlukları, özel muayenehane gidilmeden hizmet görme imkânının olmadığını, ilaç konusunda neler yaşandığını anlatmayacağım zaten.

Hele bir de hastalanan vatandaşını başka ülkeden ambulans uçakla memleketine götüren Batı’nın müreffeh ülkeleri hikâyeleri bizler için imkânsız olan rüyadan öteye bir anlam ifade etmiyordu.

Gençlerin tamamına yakını yurtdışına gitmek ve orada güzel bir hayat kurmak hayali taşımaktaydılar. Bugün hangi gencimiz veya ne kadarı böyle bir hayale sahip. Hele son dönemde dünyanın dört bir köşesinden vatandaşlarını ülkeye taşıyan Türkiye’ye ne demeli? Yetmezmiş gibi, bulundukları gelişmiş ülkelerde gerekli kalitede sağlık hizmeti alamayan Türk vatandaşlarının ambulans uçaklarla ülkeye getirilmesi ayrı bir destan. Artık en güvenli limanın Türkiye olduğu konusunda büyük bir mutabakat mevcut.

Sağlık tesislerimiz hakkında yazmaya gerek görmüyorum. Dünyanın kişi başına düşen en büyük yoğun bakım kapasitesine sahip, iyi yetişmiş sağlık çalışanları ile göz dolduruyor. Hızla yapılan yeni hastahaneler ile birlikte, sağlık alanında en iyi ülkelerden biri haline geldik. Bir süre sonra dünyada en fazla sağlık turizminin olduğu ülke olmamız şaşırtıcı olmayacaktır.

Yıllardır battı-batacak denilen ve birçok operasyona sahne olan ülkemizde, gerek yaşanan felaketlerde gerekse ekonominin önünün açılması için büyük bütçelerin ayrıldığı görülmektedir. Kriz dünyayı bitirirken Türkiye ayakları üzerinde sapa sağlam duruyor ve büyük bir avantaja dönüştürülüyor.

Türkiye artık kendisine verilen rolü oynayan ülke olmaktan çıkarak, dünyaya yön veren ülkelerden biri haline geldi. Eskinin güçsüz Türkiye’sinden, dünyaya racon kesen ülkeye dönüştü.

Tarih boyunca medeniyet çatışmalarının en fazla olduğu coğrafyanın merkezinde, kendine vurulmuş olan prangaları tek tek kırarak güçlenen bir Türkiye mevcut.

Dünyada en fazla mülteci barındıran ülke olmanın yanında, en iyi hizmetleri sunan ülke olması da ayrı bir mutluluk kaynağı.

Eskiden yardım dilenir durumda bir Türkiye vardı, ama artık dünyanın her tarafına yardım eden şanlı bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Akdeniz’e çıkamaz konumda sınırlandırılmış bir ülkeden, Akdeniz’i Türk gölü çevirme vizyonuna sahip bir ülkeye evrilmiş durumdayız.

Ülkelerin gücünün göstergelerinden biri ve belki de en önemlisi, askeri alandaki kabiliyetidir. Eskiden ikinci el askeri ürünleri bile satın almakta zorlanan ve bunları kullanma konusunda izin almak zorunda olan bir ülke durumundaydık. Bugün, hemen her alanda ürettiğimiz ve üretme yolunda ilerlediğimiz yerli ve milli silahlarla, kendi ayaklarımızın üstünde duruyoruz. Bu duruşumuzla dostlarımıza güven, düşmanlarımıza ise korku salmaktayız.

Eskiden istihbarat servislerimiz Batılı güçlere hizmet etmekteydiler. Fakat bugün artık dünyanın her yerinde, milli amaçların gerçekleşmesi yolunda sağlam çalışmalar yapılıyor. Birçok ülkede gizli operasyonlar yapılabilmektedir. Türkiye düşmanları dünyanın hiçbir yerinde rahat yaşayamayacak duruma geliyorlar.

Bir taraftan Libya, diğer taraftan ise Suriye ve Irak’ta eş zamanlı olarak operasyon gerçekleştirebiliyoruz. Dünyanın büyük güçlerine karşı durarak, milli politikaları hayata geçiriyoruz.

Bu millet kendi içinde uyutulduğu zaman yozlaşıyor ve parçalanıyor. Sadece bir Kızıl Elma söz konusu olduğunda yeniden küllerinden doğabiliyor.

Kızıl Elma neresidir diye sorulacak olursa: Türk’ün hayallerinin ulaştığı her yer Kızıl Elmadır. Kızıl Elma Suriye’dir, Yemendir, Tunus’tur, Libya’dır. Kızıl Elma, Balkanlardır, Kafkaslardır, Türkistan’dır. Kızıl Elma, Türk’ün adaletine ihtiyaç duyulan ve Allah’ın kelamının ulaştırılması gereken her yerdir. 

Kızıl Elma hep aynı yerde durmaz. Bir gün bakarsınız Suriye’dir, Kızıl elmaya ulaşırsınız. Ondan sonra bakmışsınız Filistin’de veya Mısır’da. 

Türk ancak Kızıl Elmasının peşinde koşarsa var olur. Kızıl Elma kıyamete kadar varlığını sürdürecektir.
Nereye gidiyoruz? Kızıl Elma’ya.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?