Samimiyetsizliğin her halini tüm çıplaklığıyla görmüşken Kur’an-ı Kerim’in samimiyet üzerine nazil olduğu aklıma geliyor ve “arkana bakma, o tarafa gitmiyorsun” diyorum.
Radyoda popüler bir şarkı çalıyor, bir iki saniye şarkıya ritim tutuyorum, sonra şarkının sözlerinin başlamasıyla akılalmaz manaları dikkatimi celbediyor ve hemen radyoyu kapatıyorum. Radyoyu kapatsan ne olur ki? Şarkı yine frekanslarda milyonlarca insana çalmaya devam ediyor.
Yine bir ortamda yeni insanlarla tanışıyorum, çay kahve içiyoruz, başlıyor anlatmaya “ben farklıyım” diye. Okuduğu okullar, aldığı sertifikalar, maaşı, babasının işi derken uzadıkça uzuyor konu. O kadar uzuyor ki, içimden “egosunu öyle beslemiş ki bu kardeşin karakteri aç kalmış” diyorum.
Samimiyet nerde?
Samimiyet kirli bir camdan bakıp herkesi ve herşeyi kirli görmek değil, hayatın bilmecesini, attığın her adımın bir bilmecenin bir parçası olduğunu bilip çözene gündüz, çözemeyene gece olduğunu unutmamaktır. Samimiyet içimize dert almak değil derde derman olmaktır.
Samimiyetsizliğin her halini tüm çıplaklığıyla görmüşken Kur’an-ı Kerim’in samimiyet üzerine nazil olduğu aklıma geliyor ve “arkana bakma, o tarafa gitmiyorsun” diyorum. Radyoda popüler bir şarkı çalıyor, bir iki saniye şarkıya ritim tutuyorum, sonra şarkının sözlerinin başlamasıyla akılalmaz manaları dikkatimi celbediyor ve hemen radyoyu kapatıyorum. Radyoyu kapatsan ne olur ki? Şarkı yine frekanslarda milyonlarca insana […]








