Geçtiğimiz günlerde çok özel bir şey oldu.
Çocukluktan arkadaşım İbrahim aradı ve ilk okul arkadaşlarımızla bir whatsapp grubu kurduk katılmak istermisin? dedi.. Hiç düşünmedim evet derken, kalbim kıpır kıpır oldu. Sanki telefonun ucundaki kişi bana geçmişe dönmeyi- çocukluğumu vaad ediyordu. Ağarmış saçlarımın siyahlığını, çizgisi artmış yüzümün berraklığını bana geri vermek için bir teklif almış gibiydim. Gruba katılıp çocukluğuma bir merhaba dedikten sonra; geçmiş yıllarımdan bazı anılar kontrolsüz aklıma gelmeye başladı.
Trabzon’dan yeni gelmiştik, bu günki Kartepe Acısu’ya. Ve ben Acısu İlk Öğretim 4. Sınıfa başlamıştım ilk defa. Trabzondaki köy okulumuzda senenin başında dersten kaldırılıp götürülmüş ve doyasıya sarılmak istediğim arkadaşlarıma sadece gözlerimle yansıtabildiğim hasretimide yanıma alarak yollara revan olmuştuk. Yeni bir yere alışmalıydım, arkadaşlarım nasıldı, insanlar nasıldı, yeni bir şehir, yeni bir dünya, yeni bir ben demekti.. Kapıldığım istemsiz ürpertiyi heyecanım perdeliyor, bir defa geri attığım adımımı- üç defa ileri atıyordum. Herşeye rağmen merakım ağır basıyordu.
Geldiğimiz yer Kocaeli’de çoğunluğunun karadenizli olduğu bir köy yeriydi. Bu yüzden çokta yabancılık çekmeyecektim. Okula başladım. Konuşurken ve yazarken Karadeniz şivesi kullanıyordum. Şimdilerde o şekilde konuşmanın bile bir moda olduğu çağdayız. O günlerde insanlar dalga geçerlerdi, öğretmenler aşağlardı. Hiç unutmam ki söyledikten sonra arkadaşlarımın da farklı anılarla aynı şeyleri hissetmiş olduklarını öğrendim. Ebru isimli bir öğretmen vardı. Çocukluğuma dair ilk aşağlanmayı onda görmüştüm. Sınıfın ortasında acımasızca aşağlıyor, beni dövüyor ve bağırıyordu. Çocuklar acımasız olur, çünkü düşünemezler.. Sınıfın ortasında aşağışanan bir çocukla diğer zamanlarda da arkadaşları dalga geçerler genelde. Hep sormuşumdur aklıma geldikçe kendime, 10 yaşında bir çocuktum, bu kadın benden neden nefret ediyor diye. Grupta yazıştığımızda gördüm ki, hepimize aynını yapıyormuş, hepimiz o kadından nefret ediyormuşuz meğer.
Ve şimdi anlıyorum ki herkes birşey öğrettiğini idda edebilir, ama herkes Müderris- öğretmen olamaz.
Yaklaşık bir haftadır hayatıma yeni bir renk gelmiş gibi. Sabah kalkınca başlıyor, gece yatana kadar kalbim kıpır kıpır. Yazmak için bir bahane arıyorum, bazen de sebepsiz yazıyorum gruba. Arkadaşlarım çok konuşuyorum sanıyor ama o kadar çok özledimki çocukluğumu bilmiyorlar. Daha insanların iki yüzlülüğünü görmediğim, daha hiç aldatılmadığım, hayatın yükünün omuzlarım da olmadığı, yarını hiç düşünmediğim, başkaları hakkında kötü düşünmediğim, zamanla gelen kayıplarımın ve korkularımın olmadığı.. Adeta dünyanın benim etrafımda- benim güneşin etrafında döndüğüm o yıllarımı çok özledim. Hiç büyümemek derler ya, bir haftadır sanki hiç büyümemeyi yakaladım. Üzerimdeki ağır dünya yükünü sırtımdan atmak için o gruba bir kere yazmış olmak yetiyor.. hatıralar canlanıyor, Acısu İlk Öğretim Okulu sıralarına dönüyor ve orda kalıyorum.. Yedigimiz leblebi tozu‘nun, cino çikolatanın, Toto yumurtaların, yumiyum’ların, camide dağıtılan iki petibör arası küçük lokumun , külahta ki akide şekerinin, bardakta ki çekirdeğin ,annemizin sürahi de karıştırıp bize içerdiği Tang’in… tadı damağımda bugünlerde.. İsim şehir, adam asmaca, Birdirbir, saklambaç, cim, çelik Çomak, kurallarını kendi koyduğumuz Acısu beyzbolu Oynayışımız gözümün önünde.
Biliyor musunuz çocukluk arkadaşlarıyla geçmişe dair aynı nefreti dahi paylaşıyor olmak Çok güzel. O günkü şarkıların bile bugün daha güzel olduğunu hissediyor insan. O günkü dostlukların menfaatsiz olduğunu , sevgilerin beklentisiz olduğunu hatırlıyor..
Bizi birleştiren okul olmasına rağmen görüyorum ki bir çoğumuz kendisini okul okuyarak tamamlamamış. Bunu eğitim sisteminin kötülüğünden çok öğretmenlerin öğrencilere dokunamayışı olarak görüyorum. Geçmişe olan hasretim; geleceğe olan kaygılarım dan , yok oluşlarım Ve sanıyorum son durak olan ölümün gelişini istemeyişimden de kaynaklı olabilir. İnsan yeniden başlamak istiyor hayata, bazı yaşadıklarını yaşamamak ve yaşamadıklarını yaşamak için.. Değer bilmediği anların değerini bilmek için… Ama gene de durup düşündüğümde her şeye rağmen güzel anılar ve insan kumbarasına menfaatsiz dostluklar biriktirmiş olunması her şeye değer.. Birden bire hayatımda günlük yaşantımda aklıma dahi gelmeyen 30 dostum oldu. Üzülecek şeylerin sevinecek şeylerden fazla olduğu şu günlerde bana hoş bir Seda yaşattıkları için arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyor- Geçmişimin ve geleceğimin en büyük şahidi ve yardımcısı Rabbime hamd ediyorum.
Son olarak; sizlere keşke demeyeceğiniz bir hayat yaşayın diye bir nasihatte bulunmayacağım. Herşeye rağmen ,her anınıza iyi ki deyin yeter.
Vesselam
Geçtiğimiz günlerde çok özel bir şey oldu. Çocukluktan arkadaşım İbrahim aradı ve ilk okul arkadaşlarımızla bir whatsapp grubu kurduk katılmak istermisin? dedi.. Hiç düşünmedim evet derken, kalbim kıpır kıpır oldu. Sanki telefonun ucundaki kişi bana geçmişe dönmeyi- çocukluğumu vaad ediyordu. Ağarmış saçlarımın siyahlığını, çizgisi artmış yüzümün berraklığını bana geri vermek için bir teklif almış gibiydim. […]








