BIST 100
13.844,95 -0,71%
DOLAR
47,3539 0,03%
EURO
53,9389 0,17%
GRAM ALTIN
6.224,35 0,91%
FAİZ
41,92 -0,92%
GÜMÜŞ GRAM
89,89 1,46%
BITCOIN
64.910,00 0,48%
GBP/TRY
63,0788 -0,06%
EUR/USD
1,1382 0,11%
BRENT
90,92 -6,05%
ÇEYREK ALTIN
10.176,81 0,91%
Kocaeli Açık
Kocaeli hava durumu
29 °

Gülsemin Konca: Minik Yumruklar, Büyük Yaralar

Minik Yumruklar, Büyük Yaralar: Anaokulunda Şiddet ve Sessiz Çığlıklar

eklee

Görüntüler bir tokat gibi indi yüzümüze. Henüz iki yaşında bir çocuk… Minicik elleriyle oyun kurması gereken bir çağda, diğer minicik ellerin hedefi oluyor. Dakikalarca süren bir şiddet. Ne kamera durduruyor, ne bir ses uyarıyor. Sanki bu sahne, izlenip geçilecek bir rutinmiş gibi akıyor ekranda. Anaokulunda, oyun halısının üstünde yaşanan bu karanlık, sadece bir çocuğun değil, hepimizin ruhunu örseliyor.

Bu bir ilk değil. Ve ne yazık ki, son da olmayacak gibi. Zira son yıllarda benzer haberler çoğaldı. Üstelik failler çocuk. Kurbanlar da. Masumiyetin göbeğinde, hayata yeni yeni tutunan yaşlarda ortaya çıkan bu “şiddet” meselesi, artık halının altına süpürülemeyecek kadar ciddi.

Peki, ufacık yaşta bir çocuk neden bir başka çocuğa zarar verir?

Bu yaşta çocuklar duygularını sözcüklerle değil, hareketlerle ifade eder. Henüz duygusal regülasyon becerisi gelişmemiştir. Bir nesneyi paylaşamamak, dikkat çekme isteği, öfke kontrolü eksikliği... Bunlar hepsi birer sebep olabilir. Ama asıl mesele, bu davranışların neden görüldüğü kadar, neden önlenemediğidir.

Çocuklar, izlediklerini oynar. Evde yükselen bir ses tonu, sert bir yüz ifadesi, televizyonda izlenmiş bir şiddet sahnesi, hatta dijital oyunlardaki mücadele dili… Tüm bunlar, çocuğun zihninde yer eden modellerdir. Ve çocuklar o modelleri taklit eder. Onlar, gördükleri dünyayı anlamaya, anlamlandırmaya çalışırlar. Eğer çevresinde sevgiyle, şefkatle, sabırla inşa edilmiş bir dil yoksa, boşluğu başka bir dille doldurur: Şiddetle. Ama yalnızca aile değil, sistem de sorgulanmalıdır.

Anaokulu... Bir çocuğun ilk toplumsal deneyimi. İlk arkadaşlık, ilk paylaşım, ilk reddedilme, ilk çatışma... Bu ilkler doğru rehberlikle gelişirse empatiyi, duygusal zekâyı, işbirliğini besler. Ama ilgisiz bakışlar, yetersiz eğitim, kalabalık sınıflar ve eğitimin “sadece bakıcılığa” indirgenmesi, çocuğu bir başına bırakır.

Bu yaşta çocuklar arasında olan bir itişme, bir çekişme “doğaldır” denebilir. Evet, gelişimin bir parçasıdır. Ama süregelen, şiddet içeren, tekrarlayan davranışlar artık “zorbalıktır”. Ve bu zorbalığın tohumları, erken yaşta atılırsa, ileriki dönemlerde çok daha derin yaralar bırakır. Hem mağdurlarda, hem de zorbalarda.

Çünkü unutmayalım: Zorbalık öğrenilen bir davranıştır.

Bir çocuk, başka bir çocuğa defalarca vurabiliyorsa ve kimse “dur” demiyorsa, orada çok şey eksiktir. En başta merhamet. Sonra farkındalık. Ve elbette sorumluluk.

Bu haber, yalnızca o anaokulunun değil, toplumun aynasıdır. Çocuklarımız bizim aynalarımızdır. Eğer onlar şiddet diliyle konuşuyorsa, biz sessiz kaldığımız için. Eğer biri acı çekiyorsa, diğeri “güçlü olmak zorunda” sanıyorsa, arada sevgi dili kurulamadığı içindir.

O çocuk bir tokat attığında, aslında bir şey söylüyordur: “Gör beni.” Ve biz, onu gerçekten görene kadar, bu hikâyeler yazılmaya devam edecek.

Şimdi sessizliği bozma zamanı. Okullarda, evlerde, parkta, sokakta... Çocukların birbirine zarar vermediği bir dünya, bizim duyarlılığımızla mümkün. Çünkü iki yaşında bir çocuğun ruhunda açılan yara, belki bir ömür kapanmaz. Ama biz o yarayı önleyebiliriz.

Sevgiyle, sabırla, farkındalıkla.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?