
Bir zam öncesi, bir mesaj gelmişti arkadaşın birinden, oy vermeyeceğini söylüyor. Ben de, öyle söyleme sonra kefaret ödemek zorunda kalırsın, daha önce böyle söyleyip kefaret ödeyenler oldu diye yazdım. Hayır, kefaret ödemeyeceğim çünkü kesinlikle oy vermeyeceğim diyordu. Sanırım sebebi bir sabah hükümetin neden kaynaklandığı belli olmayan, elinde ki güce dayanarak akaryakıta yaptığı ÖTV zammına kızmıştı.
Erbakan Hoca Almanya da yaptığı bir konuşmada devletlerin temelini Hak ve Batıl anlayışı üzerinden anlatmaktadır. Orada halkı ezen vergileri koyan devleti eşkıya devlet olarak tanımlamaktadır. Hoca’nın birkaç saat süren konuşmasını özetlemeye çalışacağım (…)
“Bütün bu işin temeli hak nedir batıl nedir buraya dayanıyor” Hoca önce batılı açıklıyor: Bakın batılın hak anlayışı yanlıştır. Batılın temsilcisi firavundur. Firavunların hak anlayışı da yanlıştır. Batıla göre hak dört şeyden doğuyor. Biz bunlardan ikisinin açıklamasını özetlemeye çalışacağız.
1-“Önce batıla göre hak kuvvetten doğuyor: Mesela iktidarlar istediği gibi vergi koyuyor, faiz yükseltiyor, zam yapıyor. Ama bu vergi, bu faiz, bu zamlar zulümdür dedin mi! Olsun, güç bende, benim kuvvetim var, askerim, polisim var. İyi ama senin koyduğun vergi, koyduğun faiz zulümdür. Zülüm olsun kuvvetim var istediğim gibi vergi koyarım, Faiz yükseltirim. Niye böyle Yanlış düşünüyorlar…Aldıkları eğitim hakkın kaynağını kuvvet olarak tanımlamış da ondan. Faiz koyamazsınız ey iktidar sahipleri. Neden? Biz seni haksızlık yapasın diye iktidar yapmadık ki, hakkı koruyasın diye biz seni iktidar yaptık.
Sayın Cumhurbaşkanımız, faize savaş açtığını ve bu savaşın Allah’ın emri olduğunu söylüyor. Fakat bu söyleme bakan dayanmıyor. Niçin, hocanın dediği gibi aldığı eğitim bu söyleme müsait değil de onun için.
Ey bakan, sen niye bakanlık koltuğuna oturduğunu anlamamışsın bile, o sandalye haksızlık sandalyesi değil, hakkı koruma sandalyesidir. Vergi koyup haksızlık yapıyorsun, hakkı muhafaza edeceğine hakkı çiğniyorsun. Neden bunu yaparken kendini haklı görüyor iktidar sahipleri? Çünkü batı taklitçisidirler. Batı Roma ya, yunana, oradan da kökü Mısıra Firavunlara gidiyor. Firavunlar kuvveti hak sebebi saymışlardır.”
2-“Sonra çoğunluğu hak sebebi sanıyorlar, ne yapalım çoğunluk sendeyse? Herkesin bir insan hakkı var çoğunluk hak sebebi olmaz ki, çoğunluk hak sebebiyse senin ineğe tapman gerekir. Bak, Hindistan da 1,5 milyar insan ineğe tapıyor. Aha çoğunluk, ama ne ifade eder? Hiçbir şey ifade etmez. Çoğunluk ne hak sebebidir, ne de hakkı ortadan kaldırma sebebidir.”
Erbakan Hoca, Konuşmasında batıldan sonra Hakkın Kaynağını açıklıyor. (…)
“Hâlbuki bir de insanların hak anlayışı var. Peygamberlerin insanlığa getirdiği hak anlayışı var. Onların getirdiği hak anlayışı nedir? Peygamberlerin getirdikleri Hak dört şeyden çıkar diyor. Özetlemeye çalışacağım.
Bir, Cenab-ı hakkın doğuştan bütün insanlara verdiği haklar. Yanı insan hakları vardır. Bunlara zarurat denir.
Zarûriyyâtın (zarar vermek; mecbur etmek, gerekli kılmak) korunması; toplumun varlığı ve düzeni için vazgeçilmez temel değerlerdir.
(Dinin, aklın, neslin, malın ve canın korunması ) Bunları yitiren toplumun düzeni bozulur, onda kötülük ve bozgunculuk hâkim olur; hatta o toplumda bulunan fertlerin ahiret hayatı da dünya hayatı gibi tehlikeye girer.” Bunlardan bir tanesi de:
Mülkiyet hakkıdır, adam çalışmış helalinden kazanmış, bitti artık, onun kazancını elinden alamasın. Artık onun hakkını vergi koyarak, faiz koyarak elinden alamazsın, çünkü mülkiyet hakkı insan haklarındandır. Kişinin bu hakkını ne surette gasp edersen et zulümdür bu.
Hoca Hakka Dayanan Hak Anlayışını da Şu Şekil de İzah Ediyor:
Bu düzenin nasıl olacağı sorusunun cevabı bakın biz bu düzeni insanlar için kuruyoruz. Peki, insan nasıl bir mahlûk? İşte bütün mesele insanın nasıl bir mahlûk olduğuna gelip dayanıyor. (…)
Bir dönem insanca, hakça bir nizam sloganıyla batıcı bir parti çıktı meydanlarda bağırdı, çağırdı, halkta inandı bunlara oy verdi. Fakat bu Roma dan, Yunan’a oradan da binlerce yıl öncenin Mısır’ına gidip Firavunu düzenin çağdaş ürünü olan bu batıcı lider ne yaptı? Ülke ’ye kan zulüm ve gözyaşı getirdi, ülkeyi 70 sente muhtaç edip gitti. ( O da başka bir batıcı dan enkaz bir ülke devralmıştı.)
Türkiye’nin geçmişinde, devlet yanı siyasi erk dine de, ekonomiye de, bilme de tasallut ediyordu. Nasıl tasallut ediyor? Mesela; vergi koyuyor, Merkez bankası faiz artırıyor… Yoo, arkadaş bu senin koyduğun vergi gibi vergi koyamazsın. Ne imiş, sabahleyin bakan bey uyanıyor!
KDV,(ÖTV) yi yüzde on beşe çıkarttım diyor. Haydaaa, fakir fukara, çocuğuna ayakkabı alamayan bir adam birine almış diğerine alamıyor. Zaten yüreği kan ağlıyor. Gitmiş eşkıya gibi adamın yüz de on beş parasını kapıp kaçıyor. E, ben devletim gücüm var, polisim var, askerim var işte bu Firavunluk düşüncesidir. Sen kökünden eğitilmen lazım hak başka siyasi güç başka. Siyasi güçte olsan, hakka uyacaksın, itaat edeceksin, bu işin temeli bu. Hakkı mı üstün tutacağız, kuvveti mi üstün tutacağız.?
Bütün belalar kuvveti üstün tutan firavun düşüncesinden geliyor.
Eğer hak kendi hak nizamından uzaklaşmış yozlaşmış ise düzelteceksin, çünkü sen devletsin. Hakkı yürütmen vazifen, ama o hakkın özünü sen tespit edemezsin.
İnsanların hakkı var, devletlerin de hak esasları var,bunları tanzim edecek devlettir. Ne devlet ejderha gibi vatandaşını yiyecek, ne de, vatandaş başkalarına zarar verecek, devleti yıkacak. İşte bu esaslar, bu adil insanca düzen tespit edilmeli ve yeryüzünde bütün insanlar bu konuda aydınlatılmalı. Hakkı üstün tutmalı ki, insanlar yeryüzünde saadet ve selamet bulsunlar.”
