BIST 100
13.896,27 -0,34%
DOLAR
47,3545 0,03%
EURO
53,9723 0,23%
GRAM ALTIN
6.238,90 1,15%
FAİZ
41,92 -0,92%
GÜMÜŞ GRAM
90,13 1,73%
BITCOIN
65.092,00 0,77%
GBP/TRY
63,0778 -0,06%
EUR/USD
1,1390 0,18%
BRENT
89,21 -7,82%
ÇEYREK ALTIN
10.200,60 1,15%
Kocaeli Açık
Kocaeli hava durumu
28 °

Bir Dönüşüm Hikâyesi: Güç Kimi, Nasıl Değiştirir?

487421190_1122202843253123_6412304573509724112_n

Bu yazıyı yazmak istemedim. Ama yazmazsam vicdanım rahat etmeyecekti.

Sessiz kalabilirdim, kalmadım.

Çünkü bazı insanlar sadece alkışlanan yüzleriyle değil, konuşulmayan taraflarıyla da bilinmeli.

Enes Eminoğlu’nu tanımak için belki de önce TMSF’de birlikte çalıştığı kişilere sormak gerekir. Çünkü TMSF’de görev yaparken bir anda arkadaşlarını bırakıp TÜGVA’ya geçişi, hep bir soru işareti olarak kaldı.

Kıbrıs’ta üniversite eğitimine başlamış, sonrasında eğitimini İngiltere’de tamamlamıştır. O süreçte hangi imkânlarla İngiltere’ye geçtiği ve nasıl bir yol izlediği kamuoyunda hep merak konusu oldu. Kamuoyunun hatırlayacağı bir diğer mesele de TÜGVA’ya ait olduğu iddia edilen makam aracından çıkan silah olayıdır. O dönemde TÜGVA Genel Başkanı olan Eminoğlu, “O araca hiç binmedim” dese de sonradan araçla birlikte çekilmiş fotoğrafları ortaya çıkmıştı.

Bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda bakan yardımcısı olarak görev yapıyor. Açıkçası “yolu açık olsun” diyemiyorum. Çünkü ben onu ilk tanıdığımda saf niyetlerle, “Bize abilik yapacak, Kudüs’ü seven, dava insanı” diye düşünmüştüm. TÜGVA’ya katılmamın sebebi de buydu. “Aynı davaya hizmet ediyoruz” diyerek Kocaeli’de görev aldım.

Bir gün Üsküdar’da belediye başkanıyla yapılan toplantının ardından mescide namaza gitmiştim. İçeriden tek başına namazını kılmış halde çıkan Enes Eminoğlu’nu gördüm. O an hakkındaki tüm iddiaları bir kenara bırakıp samimi bir insan olduğunu düşündüm. O dönem herhangi bir görevi yoktu; kısa bir sohbetin ardından birbirimizin numarasını aldık.

Sonraki süreçte bire bir sohbetlerimiz oldu. Bir keresinde kendisine,
“Abi, milletvekili aday adayı olsana. Gençler seni seviyor, yıllarca vakıfta mücadele ettin” dedim.
Bana şu cevabı verdi:

“TÜGVA’yı zamanında temsil etmemiş olsaydım, hiç durmaz aday adayı olurdum. Ama büyükler bana ‘aday ol’ demediği sürece olmam.”

O dönem benden başka ona böyle telkinde bulunan yoktu. Yine de aday oldu ama kazanamadı. Tıpkı Murat Kurum’un belediye başkanlığını kaybettikten sonra bakan yapılması gibi, Enes Eminoğlu da milletvekili olamadı ama bakan yardımcısı yapıldı. Görülüyor ki halk istemese bile bazı isimler bir şekilde üst makamlara getirilebiliyor.

Bir gün hayırlı olsun demek için ziyaretine gittim. Orada daha önce hiç görmediğim, açıkça “yalaka” diyebileceğim kişilerle karşılaştım. Bir de Okan Özer’le tanıştım. Beni daha önce tanıdığını, birkaç kez görüşmüş olabileceğimizi söyledi. Neden böyle konuştuğunu zaten siz az çok tahmin ediyorsunuzdur.

Bana çay, kahve, karpuz ikram ettiler. Sürekli isteğim olup olmadığını soruyordu. Ben de kendisine,
“Benim bir isteğim yok. Sadece TRT’ye çektiğimiz bir dizi var, eğer ters tepmezse bakan beyin ‘bu kardeşlerimizi yormayın, yardımcı olun’ demesi yeterli. Olmazsa hiç bahsetme,” dedim.

Bunun üzerine Okan Özer hemen atıldı:
“Enescim, ne demek! Ben söylerim, hallederim.”

Ben ise sadece,
“Abi sağ ol ama dengeyi sağla; hem bakana ayıp olmasın hem de ters tepmesin,” dedim.

Tam çıkacakken bu sefer kendisi bana peş peşe teklifler sıralamaya başladı. Ancak hiçbirinin arkası gelmedi. Sürekli yalan, sürekli kendini öne çıkarma çabası… Derdi neydi, ne yapmaya çalışıyordu, anlamadım.

Bu bölümü anlatmamın sebebi şu: Enes Eminoğlu’nun ziyaretine gidecek olanlara tavsiyem; Okan Özer’in dediklerini ciddiye almayın, hatta söylediklerinin tam tersini düşünün. Çünkü insanı oyalamaktan başka bir şey yapmıyor. Bu satırları yazarken hem üzülüyorum hem de sinirleniyorum.

Okan Özer’i geçmişte milletvekili olmak isteyen biri olarak biliyorum. Hatta o dönem TÜGVA’nın başındaki Eminoğlu, partiye onun için “güvenilir biri değil” raporu vermişti. Özer bunu öğrenince çılgına dönmüş, Eminoğlu hakkında ağır sözler etmişti. Ne olduysa oldu, bugün aynı ortamda birlikte çalışıyorlar.

Kendisine neden “İngiliz Enes” dendiği konusuna ve daha pek çok iddiaya girmek istemiyorum. Bu yazıyı kaleme almadan önce defalarca kendisini aradım, yanına gittim, uyardım. En sonunda bana, Okan Özer hakkında yazdıklarım konusunda “mesaj at” dedi. Ben de yazdım. Sonrasında okudu mu bilmiyorum ama yalnızca bir başparmak emojisi bıraktı. Sonrası mı? Daha da samimi oldular…

Aslında bu satırları yazmamın sebebi şu: Ömür kısa, makamlar geçicidir. O makamlardan ayrıldığı zaman tövbe edip gerçek Enes Eminoğlu olacaktır; bundan yana hiç şüphem yok. Lakin Allah, güç elindeyken boyun eğip tövbe edenleri sever.

Kendisi özünde pırıl pırıl biriydi. Ona şu ana kadar verdiğim en büyük hediye ne derseniz; özüne dönmesi için ettiğim duadır. Allah bizlere ve sevdiklerimize sapıtmayan, yoldan çıkarmayan görevler ihsan eylesin.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?