
Deprem bölgelerinde kurtarma ekipleri enkazdan canları pahasına her bir canı kurtardığında sevincini, minnettarlığını, şükranını “Allah’u Ekber” diyerek gösteriyordu. Fakat birileri bu kelimeden çok korkmuştu ve ürkmüştü. Bunlar kendilerine Ateist, Allah’sız diyenlerdi.
Adına “68 kuşağı” denen sahte devrimciler, o dönemin Ruscuları, Çincileri, Dinsizleri, Ateistleri, şimdinin Amerikancılarında, 1968’den kalan sadece dinsizlik, Ateistlik düşüncesi ve mezbelelik fikirlerdir. Başlarında bulundukları ateizmin, ahlaksızlığın, lgbt’nin temsilcisi medya organları ”Allah” sözünden acayip şekilde korkmuşlar.
Laiklik açıklamaları yaparak bu duruma tepki gösteren, Sol’un mezbelelik fikirlerine sahip eski devrim yobazlarının, yeni “lgbt”cilere dönüştüklerine ve bu Allah’ın yarattığı fıtratı bozmaya çalışan, Allah’ı inkâr eden “i*ne” ler ve ateistlerin, onların deyimiyle Allah sloganından nasıl korktuklarına şahit olduk.
Eski devrim yobazlarının dönüşmeyen tek şeyleri, din düşmanlıkları ve “Allah” lafzını duyduklarında ki o eski korkularının depreşmesidir.
Bunların milletin inancına nasıl yabancı olduklarını bir kez daha gördük. Bir çocuğu enkazdan kurtardığında tekbir getirenleri örgüt üyesi olarak yaftalayan mezbelelik fikirlerle dolu eski devrimci kafalara cevap veren bir gazeteci, “bu insanların belli bir siyasi grup, bir cemaat, bir tarikat, bir devlet kurumu olmadığını” söylüyor. “Birbirinden ayrı grupların, derneklerin, devlet kurumlarının mensupları enkazdan bir can kurtarmanın sevincini “Allahu Ekber” diyerek gösteriyordu.” Bazen bir AFAD mensubunu, bazen bir polisi, bazen bir Asker’inde “Allahu Ekber” diyerek sevincini ifade ettiğini gördük. Bir canı kurtarırken yaratıcıya şükür ifadelerini böyle gösterdiler.” Ama yıllarını din ve Allah düşmanlığıyla geçirmiş, eski devrimciler bunu anlamazlar. Onlar o zam Rus uşağıydılar, şimdi de ABD’ uşaklığına soyunmuşlar.
Sıcak ofislerinde çay, kahve yudumlayarak Tekbir getirmenin laikliğe aykırı olduğunu, Tekbir’in örgüt sloganı olduğunu söyleyenler. Şunu bilsinler ki, bu kadar insanın canına mal olan projeleri yapanlar bu laik okulların yetiştirdiği maddeyi kutsayıp, insanı değersizleştiren eğitimin ürünleridir. Korkunun ecele kârı yok! Bu devrim yobazlarının son çırpınışlarıdır. Onlar halkın acısıyla, kederiyle kederlenmediler. Hep halk’a acı ve keder verdiler, onlar halkın üzüntüsünden hoşlanır, sevincinden üzülürler.
İncil’in ifadesiyle:” onlar kaval çaldığında halk oynamadı, onlar üzüldüğünde halk ağlamadı”. Onlar bu halka, Hasolar, Memomolar diyerek hakaret edenlerin tilmizleridir. Onların üstatları da din düşmanı, Allah düşmanıydılar ve Allah ’sözünden çok korkardılar. Onun için Allah kelimesini yasaklamışlardı.
Cemil Meriç Merhum, “bu ülkede din düşmanları yok, İslam Dininin düşmanları vardır” der. Papaza methiyeler dizen Fransız pasaportlu, AB ’fonlarından beslenenler, kendilerine sadaka atanlara her zaman ve her zeminde sadık olduklarının gösteriyorlar.
Bir de, “ Meketeb-i Sultanı” Galatasaray Lisesi mezunu bir gazeteci var! Ağzından salyalar akarak inananlara hakaret etmekten başka bir özelliği olmayan bu adamın okulu için, Neyzen Tevfik şöyle diyor:
“Memleketin tüm vatan hainleri toplanmış Mektep-i Sultani yede, ah bi müdür olsam. Hepsini... Kerim bi saniyede!” iyki üstat müdür olmamış yoksa…
Bir de bir hanım gazeteci var. o Allahsız da çok korkmuş “ Allah”dan. Ona da Neyzen’den bir cevap verelim konuyu kapatalım.
Herkesin Bildiği Basın çevrelerinde tanınmış bir hanım,
Neyzen’le karşılaşınca,
-Aşkolsun, benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz?
Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış;
-Hanım, sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem” demiş.
Alçakların havlaması kapının büyüklüğünü gösterir.
Neyzen bir gün gene çığırından çıkmış. Bir arkadaşı gelir:
-Bre Neyzen ayıptır günahtır nasıl küfürdür bunlar?
Neyzen adama bakar.
-Hocam, biz büyük kapının köpeklerindeniz; Biz havlayıp hırlamasak kapının büyük olduğunu kim anlar?
Bir rivayet de, “Kıtmır” Ashab’ı Kehfin köpeği’de Cennet’e girecek. Bu ateistler o köpek’tende aşağılar. Bu büyük kapıya havlayan belhum edal’lara da dua edelim. Allah ıslah eylesin onları.
İnanç sahibi Müslüman için en büyük ve her şeyi yaratan Allah’tır. Bizler “Allahu Ekber” demeye devam edeceğiz. Siz neyi büyük görüyorsanız, ona tapmaya devam edin. Ama siz siz olun, bu milletin inançlarını alaya almayın ve onlara olan düşmanlığınızı çeşitli kılıflar uydurarak gizlemeye çalışmayın. Bizim insanımız, “âlim değilse de ariftir” fazla söze hacet yok.
Mecnun’a demişler; “bu uyuz köpeği niçin yanında gezdiriyorsun.” Mecnun; “ Leyla’nın köyünden geldiği için” demiş. Bu uyuzların, Allah’a düşman olmalarının sebebini her halde anlamışsınızdır! ?
