
Güzel şeyler yazmak istiyorum. İyi niyetle kardeşlik duygularını pekiştirecek konuları işlemek ve her kesimi kucaklamak istiyorum. Muhalefeti eleştirmekten rahatsız oluyorum. İktidarın icraatlarından yanlış veya eksik bulduklarımı eleştirirken vicdanen çok rahat oluyorum. Fakat iyi yapılanları görmeyecek ve kaleme almayacak kadar insafsızlardan olmadım, olamam.
Birçok paylaşımımda muhalefeti eleştirmek zorunda kalmak beni fazlası ile üzüyor. Keşke ülkemizde makul muhalif hareket ve partiler olsa da, ben de gönül rahatlığı ile onları ve icraatlarını alkışlayabilsem.
Ama nerde öyle bir muhalefet? Her şeye hayır diyen, karşı çıkan, ülke menfaatini önemsemeyen, tek derdi iktidara bir şekilde gelmek olan proje hareketlere dönüşmüş bir muhalefet. Ülkenin daha iyi bir noktaya gelmesi için yapıcı ve yol gösterici bir muhalefete ihtiyaç var. Bizdeki yıkıcı muhalefet anlayışı, alternatif yönetimlerden kaygılanmamıza neden oluyor.
Dediği sözle yaptığı eylemler uyuşmayan, dediğinin tam tersini yapan, hiçbir ahlaki ilke ile kendini bağlı görmeyen yıkıcı muhalefet anlayışı, Türk demokrasisinin ve büyük devlet olmamızın önündeki en büyük engel konumundadır.
Evet Türkiye’de ahlaksızlıkta sınır tanımayan bir muhalefet anlayışı hâkim. Birkaç örnekle bu ahlaksızlığı ortaya koymak istiyorum.
1) İyi bir toplum, ahlaklı nesiller yetiştirmek gerektiği retoriği üzerinde hemen herkes mutabıktır. İktidarın sert bir dil kullandığını söyleyen muhalefetin dilinin ne kadar ayrıştırıcı ve tehlikeli olduğu ortadadır. En basit bir örnek verecek olursak… CHP Gençlik Örgütleri İzmir İl Sekreteri olan Dila Koyurga, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik, burada paylaşamayacağım ağırlıkta küfürleri ve hakaretleri içeren paylaşımları 2013’den itibaren yapmaktadır. İnsan olanın yapamayacağı küfür ve hakaretler mevcut. Hele bir de sözüm ona bir kadının utanmadan bunları yazmış olması ayrı bir garabet. Bu tür hakaretler CHP içerisindeki ilerleyişini kolaylaştırmış ve CHP tarihinin en genç meclis üyesi olarak İzmir Karabağlar meclisine seçilmiştir. Hani CHP’liler sık sık dindar/kindar nesil eleştirisi yapıyordu ya, kindar boyutu ile kendini tarif ediyormuş. Her halde böyle bir gençlik bizi iyi bir noktaya getirmeyecektir. Böyle bir kişinin CHP İzmir İl yönetiminde yer alması ve meclise taşınması da ayrı bir garabet. İktidara ne kadar küfür edersen, o kadar makbulsün. Kendileri gibi olmayanları koyun olarak tanımlayanlara sormak gerekmez mi, siz bu tür insanları seçerek ne oluyorsunuz diye. Hakaretler ortada uçuyor ve CHP’den bir çıt çıkmıyor.
2)Yine nedense İzmir’de camilerden müzik çalarak muasır medeniyete bizi taşıdığını sananlara destek veren CHP yöneticileri de görüldü. Şüphesiz CHP seçmeninin büyük bir bölümü bu tür bir saygısızlığı kabul etmez lakin bu tür saygısızları seçmekten de rahatsız olmaz.
3)İstanbul’un CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir televizyon programında eşcinsel evlilikle ilgili soruya, kendisinin hazır olduğunu ima eden ve toplumun henüz hazır olmadığını belirten beyanı da ortada. Bu milletin genleri ile oynamak için yapılanaçıklamaya maalesef ne CHP’den ne de proje muhalefet partilerinden bir ses çıkmadı. Bu konuda Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan sosyal medyadan ciddi bir tepki gösterdi. Kendilerini bu tutumları dolayısıyla tebrik ediyorum. Keşke LGBT hareketleri ile dayanışma içerisinde bulunan CHP ile aynı ittifak içerisinde bulunulmamış olsa. Aksi durumda bu yapılanlara bir destek verilmiş olmaktadır.
4)Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un evinin fotoğraflarının gizlice çekilmesi ve adresinin basında paylaşılması da ayrı bir ahlaksızlık. Bir taraftan özel hayatın özgürlüğünden ve dokunulmaz haklardan bahsedeceksiniz, diğer taraftan da hiçbir hak ve hukuk tanımayacaksınız. Fahrettin Altun’un eşi ve çocukları bu yapılanlarla rahatsız edilmiştir. Yalan haberler ile insanları rahatsız etmeye ne hakkınız var?
5)Teröre destek verdikleri gerekçesiyle görevinden uzaklaştırılan HDP’li siyasetçilere proje muhalefetin toplu bir şekilde destek çıkması da anlaşılır değil. Ahlaksızlığın daniskası. Biriniz de çıkıp şu PKK/HDP’yi dürüst bir şekilde eleştirseniz şaşarım. Toplumdan gelen tepkilerden kaynaklı görüntü vermeye dönük açıklamaların hiçbir anlamı yoktur. Gizli kapılar arkasında yürüttüğünüz görüşmeler ve bunun sandığa yansımasını görmemek için kör olmak bile yetmez. Hem terörle işbirliği yapacaksın, hem de utanmadan kendini Kemalist veya ülkücü olarak tanımlayacaksın. Yok böyle bir dünya. Kısacası, ahlaksızsınız.
6)Terör örgütleri ile ilişkisi olan kişileri paklamaya dönük girişimleriniz de hiç eksik olmadı. Masum dediğiniz birçok kişinin terör eylemlerinde bulunması nedense aklı başında kimseyi şaşırtmıyor. Türk SİHA ve İHA’ları en az terör örgütü kadar sizleri de rahatsız ediyorsa, sözün bittiği noktadasınız demektir.
7)Damat söylemi üzerinden iktidara her fırsatta çatanların, kendi eş-dost ve akrabalarını nerelere taşıdıkları ortada. Seçimden önce eleştirdiğiniz şeylerin tamamını fazlası ile yapmaktan geri kalmadınız. Ahlaksızsınız.
8)Terör örgütleri ile yakınlığı bilinen kişileri partinin en önemli noktalarına getirmekten geri durmadınız. Terör örgütlerini arka bahçeniz olarak görmeniz bile ahlaksızlıkta geldiğiniz noktanın bir göstergesidir.
9)Demokrasi ve özgürlüklerden bahseden muhalefetin, ne kadar anti demokratik olduğu ortadadır. Kendi partisi içerisinde demokrasiyi işletmeyenlerin, ülkeye demokrasi getirmesi mümkün olamaz. İktidara geldiğinde sizi desteklemeyen basın organlarını imha edeceğini söyleyen parti, CNN Türk kanalında programlara çıkanları partiden atacak kadar fütursuz ve baskıcı olabiliyor.
10)Vakıflar Müdürlüğü tarafından restore edilmiş olan 3. Ahmet Çeşmesi’ni, kendi icraatınız gibi açmanız da ayrı bir ahlaksızlıktır. Sizin zamanınızda akmayan suyun kimler tarafından, hangi projelerle getirildiği bilinmektedir. Dürüst olun.
11)CHP döneminde Haliç’in ne kadar kirli olduğu, pislikten canlıların yaşayamadığı bilinmektedir. Recep Tayyip Erdoğan döneminden başlayarak Haliç temizlendi ve birçok balık türü görülmeye başlandı. İcraatı olmayan İmamoğlu’nun Haliç’i kendinin temizlediğini söyleyebilmesine de nedense şaşırmıyorum.
12)Onca sorun alanı konusunda açıklama yapmayan proje muhalefet partileri, nedense HDP ve FETÖ ağzıyla açıklamalar yapmaktan geri durmuyorlar. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, iktidara gelirse ilk icraatının cezaevindeki fikir suçlularını serbest bırakmak olacağını söylüyor. Türkiye’nin en büyük sorunu buymuş gibi. Burada da sahtekârlık yapılıyor. Türkiye’de fikir suçlusu yoktur. Fikir suçlusu söylemi altında FETÖ ve PKK taraftarlarını kastediyor olsa gerek. Bir kez bile FETÖ’yü eleştiremeyenler, onlar tarafından kurulduklarını her adımlarıyla ortaya koyuyorlar. Tabi iktidar meselesi ayrı bir hikâye. Sayın Babacan’ın iktidar olamayacağını kendisi dahil herkes biliyor. Verilen görevi yerine getirecek.
13)Ahlaksızsınız, çünkü milletvekillerini devren satılık veya kiralık olarak başka partilere gönderebiliyorsunuz. Hangi demokrasi böyle bir ahlaksızlığı kabul edebilir?
14)Demokrasi diyorsunuz fakat her fırsatta darbe tehdidinde bulunuyorsunuz. Bütün darbelerin yanında yer aldınız.
15)Ahlaksızsınız, çünkü ön plana çıkardığınız kişilerin hemen tamamının kaçak villalara sahip olduğu ortaya çıktı ve siz sustunuz.
Yapılan ahlaksızlıkların tamamını saymaya kalksam, kitap serisi ortaya çıkar. Ahlaklı bir toplumsal hayat isteyen herkes ve her parti
, önce kendisi ahlaklı olmalıdır.
