BIST 100
14.299,67 -1,16%
DOLAR
48,6227 0,21%
EURO
56,1287 -0,37%
GRAM ALTIN
6.700,36 -1,25%
BITCOIN
77.798,00 0,62%
FAİZ
40,09 0,50%
GÜMÜŞ GRAM
98,44 -2,22%
GBP/TRY
65,5801 -0,20%
EUR/USD
1,1535 -0,55%
BRENT PETROL
105,67 3,85%
ÇEYREK ALTIN
10.957,28 -1,23%
Kocaeli Parçalı Bulutlu
Kocaeli hava durumu
20 °

Gezi Parkından ABD Baharına: Algılar ve Gerçekler

Gezi Parkından ABD Baharına: Algılar ve Gerçekler

Dünya çapında son dönemlerde ortaya çıkan eylemler siyasetin yeniden şekillendirilmesinde çok etkili oldu. Tunus’ta başlayıp hızla yayılan sokak eylemleri “Arap Baharı” olarak adlandırıldı. Görüntüde olan, bireylerin yönetimin antidemokratik ve baskıcı uygulamalarına bir tepki göstermesiydi. Vatandaşların demokrasi ve insan haklarının gözetildiği, hukukun evrensel kurallarını talep ettiği gösterilerdi.

Bu tarz gösteriler Batılı ülkeler ve onların aydınları ve basın yayın kuruluşları tarafından adeta kutsandı. Dışarıya dönük verilen izlenim, demokrasi talepleri ile çok daha özgürlükçü bir dünyanın ortaya çıkacağıydı.

Demokrasinin talep edildiği halk hareketlerine Batının destek vermemesi düşünülebilir miydi? Nitekim 2 asırdır dünyanın diğer coğrafyalarına demokrasi götürmek için çalışıyorlardı!!!

Süreç sonunda ortaya çıkan veya çıkma ihtimali olan demokratik yönetimler bizatihi Batılı devletler tarafından mümkün kılınmamıştır. Mısır’da seçilen Mursi, Batı ekseninde hareket etmediği için, Batının desteklediği cunta tarafından devrildi ve halka ciddi baskılar ve zulüm yapıldı. Fakat Batılı devletlerden en ufak bir tepki gelmedi.

Yine aynı odaklar tarafından Türkiye’deki AK Parti iktidarının devrilmesi için eylemler yapıldı. İlk başta ağaç ve çevre duyarlılığı maskesi ile ortaya konulan eylemler, zamanla iktidarın devrilmesi ve ülkenin bağımsızlaşacağı ekonomik girişimlere son verilmesi talebi doğrultusunda şekillendi.

Gezi eylemlerini masum gösteren sözde aydınlar, yalan-yanlış haberler yoluyla şiddetin dozunu arttırmaya çalıştılar. Bazı üniversiteler dersleri yapmayarak ve sınavları erteleyerek bu darbe girişimine destek oldular. Hocalarının önderliğinde eyleme giden öğrenci sayısı hiç de az değildi.

Soros tarafından finanse edilen eylemciler, kendilerine verilen talimatlara uygun tiyatro oyununda oldukça başarılı oldular. Bu süreçte 24 saat canlı yayın yoluyla Batılı Yahudi sermayesine ait televizyon kanalları yayınlar yaptılar. Bu yayınlarda abartılı bir sunum yapıldı.

Gezi eylemleri esnasında Batılı ülke ve kurumlar, insan hakları ihlallerinden çok endişeli olduklarını sık sık dile getirdiler. Yapılan yağma ve şiddet, demokratik bir sosa bürünerek kutsandı.

Türkiye’deki ana muhalefet partisi milletvekilleri gösterilerde ön saflarda yer almaktan geri kalmadılar. Gezi eylemleri kutsaması çok yönlü yapıldı.

  O zamana kadar mümkün görünmeyen bir şekilde DHKPC/PKK/FETÖ/CHP ve diğer radikal yapıların iş birliği ve birlikteliği gözlemlendi. Apo’nun posterinin yanında Mustafa Kemal’in posterinin dalgalandırılması hayallerde bile mümkün olamayacak bir şeydi, fakat bu kesimler söz konusu birliktelikten rahatsız olmuyorlardı.

Bir el, bütün bu yapıları tek çatı altında toplamayı başarmıştı. 
Konuyu fazla uzatmadan ABD’de ortaya çıkan eylemlere bağlamak istiyorum.
Siyahi bir vatandaşın polis şiddeti sonucunda vahşice öldürülmesi ve bu polislerin cezalandırılmaması protesto eylemlerinin başlamasına neden oldu.

Aslında gösterileri tek olaya bağlamak anlamamızı zorlaştıracaktır. Bizlere “Amerika’da Demokrasi” hikâyeleri hep anlatılır ya, işin aslı biraz farklıdır. Demokrasi var ama herkese değil.
ABD, Avrupa’dan göçen hayalperestler, suçlular ve haydutlar tarafından kuruldu. Önce, bu toprakların asıl sahipleri acımasızca katledildi ve sonra burada kendilerine bir cennet oluşturdular. 

 İhtiyaç duydukları iş gücünü karşılamak için Afrika’da büyük katliamlar yaptılar ve çok sayıda Afrikalıyı köle olarak ülkelerine götürdüler.

Kölelikten kurtulma süreci için çok büyük mücadeleler verildi. Fakat hala daha zenciler ikinci sınıf olarak muamele görmektedirler.

İstatistikler zencilerin çok daha fazla suç işlediklerini yani suça meyilli olduklarını gösterse de, bunun nedenlerine inilmemektedir. Zencilerin suça teşvik edildiklerini söylemek daha doğru olacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarında ve özel alanda hala daha ırkçı uygulama ve yaklaşımlar gözlemlenmektedir.
ABD’de ortaya çıkan olayları, ABD’de yapılacak başkanlık seçimi ve yine bu bağlamda uluslararası güç savaşlarının dışında değerlendirmemek gerekir.

 Amerika’da da farklı politik önceliği olan yapılar var ve bunlar kendi aralarında mücadele vermektedirler. Bu bağlamda bakıldığında ortaya çıkan gösteri ve şiddet daha iyi anlaşılabilecektir.
Görüntüde siyahi vatandaşlar hak mücadelesi veriyor, gerçekte ise bu durum bazı beyazlar tarafından organize ediliyor. 

Türkiye’de polis şiddeti ve baskıdan bahsedenler, nedense ABD polisinin şiddetinden ve baskıdan bahsetmiyorlar. Uydurmaca bazı olaylar üzerinden Türk polisini ve devletini teröristlikle suçlayan alçaklar, söz konusu Batı olunca sessiz kalmayı tercih ediyorlar.

ABD’de polisin yaptığı şiddetin onda birini Türk polisi yapsa ortalığı dağıtacak olan vandallar, Batıdaki şiddeti görmezden geliyor.

Basın mensuplarına karşı polisin kullandığı şiddet ve yargının verdiği kararları görmeyen ahmaklar, Türkiye’de basına baskı olduğu ve fikirleri dolayısıyla çok sayıda insanın hapislerde olduğu yalanını ortaya atabiliyorlar.

ABD’nin en büyük şansı, şiddeti kutsayan bir muhalefet partisinin olmamasıdır. Yapılan şiddet ve yağmalama olayı bizler tarafından tabii ki yüceltilemez. Lakin Allah’ın adaletinin bir tecellisi olarak bu gelişmeleri görmek gerekir. Dünyanın her tarafında akan mazlumların gözyaşlarının ABD’yi helak etmesi bizleri şaşırtmamalıdır. 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?