
Demokrasi aynı zamanda fikir beyan etmektir, talepte bulunmaktır, inandığın değeri meşru yollarla savunabilmektir.
Bugün toplumun her kesimi kendi hakkını arıyor. Kimi sokakta slogan atıyor, kimi meydanlarda toplanıyor, kimi medya gücüyle sesini yükseltiyor, kimi siyasi baskı kuruyor. Herkes kendi yaşam tarzını, kendi dünya görüşünü, kendi taleplerini açıkça savunuyor.
Peki Müslüman ne yapıyor ?
Çoğu zaman susuyor.
Çoğu zaman çekiniyor.
Çoğu zaman “aman yanlış anlaşılırım” diye geri duruyor.
Çoğu zaman inandığı hakikati içine gömüyor.
Neden?
Bir ülkede herkes fikrini söyleyebiliyorsa, Müslüman da kendi inandığı adalet anlayışını söyleyebilir. Herkes nasıl bir toplum istediğini dile getirebiliyorsa, Müslüman da Allah’ın ölçülerine dayalı bir düzen talep edebilir. Bu dayatma değildir. Bu, demokratik hakkını kullanmaktır.
Ne gariptir ki başkaları talepte bulununca adına özgürlük deniyor, Müslüman konuşunca adına tehdit deniyor. Başkası meydana çıkınca hak arayışı oluyor, Müslüman ses yükseltince gericilik damgası vuruluyor.
Oysa mesele çok basittir: Herkes için serbest olan bir hak, Müslüman için de serbest olmalıdır.
Ey Müslüman kardeşim…
İnandığın değeri savunmaktan utanma.
Hak bildiğin sözü söylemekten çekinme.
Adalet istemekten korkma.
Kul hakkının korunduğu bir düzen talep etmekten geri durma.
Bugün nice çevreler en marjinal fikirlerini bile yüksek sesle savunabiliyorsa, milyonlarca Müslüman neden sessiz kalsın?
Cenab-ı Allah Müddessir Suresi’nde buyuruyor:
“Ey örtüsüne bürünen!
Kalk ve uyar.
Rabbini yücelt.
Elbiseni temiz tut.
Kötü şeyleri terk et.
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
Rabbin için sabret.”
(Müddessir Suresi, 1-7)
Bu hitap sadece bir kişiye değil, bir duruşadır. Sinme demiyor; kalk diyor. Saklan demiyor; uyar diyor. Sus demiyor; hakikati taşı diyor.
Müslüman demokratik hakkını ne zaman kullanacak?
Kendini küçümsemeyi bıraktığı gün.
Korku duvarını yıktığı gün.
Haklı olduğu yerde geri adım atmadığı gün.
İnandığı değeri vakar içinde savunduğu gün.
Çünkü demokrasi, sadece başkalarının konuştuğu bir rejim değildir. Eğer gerçekten demokrasi varsa, Müslüman da konuşur, talep eder, savunur.
Velhasıl mesele budur.
Müslüman ya suskun kalıp seyredecek…
Ya da meşru zeminde, vakarla, ahlakla, cesaretle sözünü söyleyecek.
Ve unutmayın: Sessiz kalan çoğunluk, gürültü yapan azınlığa mahkûm olur.
Enver Erdal
