BIST 100
14.467,25 0,51%
DOLAR
48,6207 0,20%
EURO
56,2622 -0,13%
GRAM ALTIN
6.769,26 -0,23%
BITCOIN
77.609,00 0,38%
FAİZ
39,89 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
99,98 -0,69%
GBP/TRY
65,6990 -0,02%
EUR/USD
1,1563 -0,31%
BRENT PETROL
104,18 2,33%
ÇEYREK ALTIN
11.066,94 -0,24%
Kocaeli Kapalı
Kocaeli hava durumu
15 °

Bugün 31 Mart: İslam İmparatorluğunun Kırılma Anı

Eflatun Sade Güncel Haber Videosu Youtube Küçük Resmi

31 Mart bir darbeden daha fazlasıdır. İslam İmparatorluğu’nun, Müslümanların diz çökertilmesidir. Öncesiyle sonrasıyla 31 Mart…

31 Mart öncesi yapılan 30 Mayıs 1876 darbesinin sonuçları ile başlayalım:

“1876 darbesi, İngiliz-Fransız siyasi, diplomatik ve mali çevrelerinin hazırlayıp kotardığı bir saray darbesinden başka bir şey değildir. İngiltere bakımından bu, ananevi diplomasisi için nasıl bir başarı ise, o günkü Osmanlı yöneticileri için tam anlamıyla başarısızlıktır.

1876 darbesinin Türkiye için ne meş’um sonuçlar doğurduğuna bakılırsa; bu darbeye katılmış yöneticilere, Türk milletinin haysiyeti ve menfaatleri açısından bu ‘Meşrutiyet kahramanlarına’ zerre kadar kıymet biçmek ve yakınlık duymak asla kabil değildir. (…) ve toplanan 93 Meclisi, Türk tarihinin seyrine ‘felaket’ diye vasıflandırabileceğimiz ölçüde menfi tesiri olan bir vatan ihanetinde bulunur. Bu karar ve doğurduğu sonuçların tarihi mesuliyeti doğrudan doğruya Mithat Paşa’ya ve ekibine aittir.”

93 HARBİNİN BİLANÇOSU

Eğer savaş sonrası Ayastefanos Muahedesi yerine Berlin Anlaşması imzalanmasa idi, Osmanlılar daha 1878’de Balkanlar’dan tasfiye edilecekti ve Ruslara 245 milyon altın savaş tazminatı ödenecekti. Bu tazminat Berlin’de 350 bin altına indirilmiş ve ayda 40 bin altın olarak 30 yıl Ruslara ödenmiştir.

Yunanistan’dan sonra Balkanlar’da üç bağımsız devlet daha kurulmuştur. Bulgarlara otonomi verilmiştir. Doğuda Artvin, Ardahan ve Batum Ruslara verilmiştir. Kıbrıs’ın idaresi geçici olarak İngiltere’ye bırakılmıştır.

Yalnız Avrupa’da 237.393 kilometrekare toprak kaybına uğranmıştır. 8.184.000 nüfus kaybedilmiştir. Bugün bu topraklarda en az 30 milyon insan yaşamaktadır.

Harbin en büyük meselesi göç ve göçmenler idi. Bir milyon kişi bugünkü Bulgaristan topraklarından kovulmuştur. Devlet bunları İstanbul, Anadolu, Suriye ve Libya’ya, Yemen’e kadar iskân etmiştir. 500 bin insan savaşta katledilmiştir.

Bu savaş milyonlarca altın ve 500 yılda elde edilmiş Türk servetlerinin mahvolmasına ve düşman eline geçmesine sebep olmuştur. İşte Hüseyin Avni ve Mithat Paşa’nın darbesinin bilançosunun özeti budur. Türk milleti bu bedeli bir tek olay, Sultan Abdülaziz’i tahttan düşüren darbe uğruna ödemiştir. Tahtın sahibi Sultan Abdülaziz yerinde otursa idi bu felaket bilançosu da olmayacaktı.

31 MART’A DOĞRU

Eğer başa Sezar’la şan hükümdar geçmeseydi, adına Kurtuluş Savaşı dediğimiz savaşta belki de savunduğumuz Anadolu toprakları yerine onun birkaç vilayeti olacaktı. İşte masum bir gösterinin, şu anda bile sıkıntısını çektiğimiz yıllara sari bilançosu bu şekildedir.

İttihat ve Terakki adını taşıyan gizli cemiyetin parti hâline dönüşmesi ve 31 Mart Hareketi’nden zaferle çıkması, ardından sürekli iktidarda kalma amacını gütmesi toplumda belli rahatsızlıklara neden olmuştur. Bu baskı karşısında, siyasi rüştüne henüz kavuşmamış bir memlekette fertler, İttihat ve Terakki iktidarını yıkmak için geniş bir muhalif grup oluşturmuştur.

Her hâlükârda Abdülhamid devrilmeli idi! İşte Abdülhamid’i devirmek için yapılan bir dizi entrikanın öncü olayları olarak Kör Ali olayı, Beşiktaş olayı ve Abdulkadir olayını görüyoruz. Bu olaylardan sonra esas büyük olay 31 Mart Vakası’dır ki, bu vaka neticesinde İngilizler de, Almanlar da, içerideki ihanet ve gaflet sahipleri de emellerine ulaşacaktır.

Sultan devrilecek, Almanlarla askerî iş birliğine gidilecek ve bunun sonucunda devlet dağılacaktır. Yeni bir devlet kurulacak, hilafet kaldırılacak, İngilizlerin isteği de yerine getirilecektir. Hainler değil ama gafiller de, dünya Müslümanları da çok ağır bedeller ödeyecektir. Bu bedeller daha sonraki yıllarda da Müslümanlara ödettirilecektir. Hâlâ 31 Mart olayının bedelini ödemeye devam ediyoruz…

HATIRA

Bu arada ninemden duyduğum bir Sultan Abdülhamid hatırasını da paylaşmak isterim:

Rahmetli ninem anlatırdı:

“Sultan Abdülhamid’in tahttan düşürüldüğünü önce annemden öğrendim. Köyün kadınları oturmuş ağlıyordu. Henüz sekiz-on yaşlarındaydım. Niçin ağladıklarını anneme sorduğumda; ‘Kızım, gâvurlar Sultan Abdülhamid’i tahttan düşürdüler. Başımıza yakında büyük felaketler gelecek, gâvurlar başımıza üşüşecek ve büyük harpler olacak’ derdi.”

Katillikle suçladıkları Abdülhamid, 32 yılda bir kişinin idamını onaylamıştı. İttihatçılar ise daha geldiklerinin ilk günü bir ölüm listesi hazırlamış ve uygulamışlardı. Ne yazık ki bu ölüm listesinde Osmanlı Devleti de vardı.

İngiliz-Yahudi iş birliği Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasını ve hilafetin yok edilmesini istiyordu. Böylece Orta Doğu emperyalizmin kıskacına girecek, İslam ülkeleri başsız kalarak kolayca yutulacaktı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ise paraya ihtiyacı vardı; o para da Yıldız Sarayı’nın hazinesinden karşılanacaktı.

ALINTI

Londra’da Frederik Müller neşriyatı tarafından basılan “The Zionist Movement” adlı eserin müellifi Israel Kohen, kitabın 77. sayfasında şöyle demektedir:

“23 Temmuz 1902 tarihinde Theodor Herzl, Filistin’i Yahudilere vermesini padişahtan istemiş; bunun mümkün olamayacağını öğrenince Sultan Abdülhamid’e 1.600.000 İngiliz altını teklif etmiş, bunun üzerine huzurundan kovulmuştur.

Emanuel Karasu ise Filistin’de bir Yahudi devleti kurulabilmesi adına Abdülhamid’e 25 milyon İngiliz altını teklif etmiştir. Abdülhamid bunu reddetmiş, Karasu ise Viyana’ya kaçmıştır.

Abdülhamid’i düşürdükten sonra Karasu’nun, ‘Biz Sultan Abdülhamid’e 25 milyona yaptıramadığımız işi İttihatçılara dört yüz bin liraya yaptırdık’ dediği iddia edilmektedir.”

“31 Mart ihtilali, İslam İmparatorluğu’nun diz çöküşü idi. Bu ihtilal, kuvvetle iddia edilebilir ki, tamamen Yahudi ve Masonik faaliyetlerin bir eseridir.”

SON SÖZ

Enver Paşa’nın İstanbul’dan kaçmasından bir gün önce Mersinli Cemal Paşa’ya söylediği şu söz dikkat çekicidir:

“Paşam, bütün ef’âlimin hesabını vermeye hazırım. Bizim asıl mesuliyetimiz Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizm’e alet olmamızdır. Acıdır fakat hakikat budur…”

Bugün Türkiye’de bazı siyaset adamları ve aydınlar hürriyet mücadelesinden bahsederken, tarihimizden ne derece gafil olduklarını ya da nasıl propagandaların etkisinde kaldıklarını görmek bizleri üzerken, birilerini sevindirdiğinden de şüphe yoktur.

14 Nisan 2026

Osman Ayvazoğlu

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?