
Bu ay Anadolu’da küçük ay olarak adlandırılır. Kendisi küçük olsa da bu ayda meydana gelen olaylar o kadar büyüktür ki Müslümanların hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek izler bırakmıştır.
Bu ay cemre ayı olarak da bilinir. “Cemre”nin sözlük anlamı kor, yani ateştir. Halk arasında ise sıcaklığın artması, tabiatın uyanışı ve canlanması anlamına gelmektedir. Tabiatı dirilten cemre yerine, gökten toprağın üzerine kara zulüm yağmıştır Şubat ayında. Vurulup ömrünün ilkbaharında kanından çiçekler açan şehitlerimiz bu kış ayını bahara çevirmiş, bu küçük ayı büyütmüşlerdir.
Takvim yapraklarında Şubat ayını gördüğümde kalbimi ayrı bir hüzün kaplar. İnanıyorum ki İslam âlemini de aynı hüzün kaplar. Şubat ayının şehadete açılan kapısından birçok âlim ve davetçi birer birer Hakk’a yürüyerek şehadet şerbetini içtiler. Bu yüzden Şubat ayı “Şehadet” ayı olarak anılmaktadır.
Zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğmeyerek Müslümanların izzet ve şereflerini korumaya çalışan Müslümanlar, bu ayda da zalimlerin hedefi olmuşlardır.
Asrımızda da nice dava önderleri ve âlimler şehadet kervanına katılmış, kara toprağın damarlarına kanlarını zerk etmişlerdir.
Bu ümmet, izzet ve şerefini cihad ve şehadetten almıştır. Bu ümmet, bir bütün olarak cihad ve şehadet özlemiyle yanıp tutuştuğu dönemde dünyanın efendisi olmuş, bütün âleme şekil ve nizam vermiştir. Bugün ülkemizi yöneten kadrolar, şehadet özlemiyle yetişen gençliğin içinden çıkmış liderlerdir ve şehitlerin kardeşleridir… Onun içindir ki dünyaya nizam vermeye çalışmaktadırlar.
Ama ne zaman ki ölümden tiksinen, şehadet arzusunu unutan ve dünyayı ahirete tercih eden bir millet hâline gelirsek, işte o zaman zirvede tutunamayız ve gayrimüslim milletlerin oyuncağı hâline geliriz. Evet, geçmişte böyle oldu. Şehadeti değil dünyayı tercih eden nesiller yetişti, o zaman zirvedeki yerimizi kaybettik. Endülüs’ten çekildik, Buhara’yı kaybettik, Taç Mahal ülkesini kaybettik ve kâfirin oyuncağı olduk.
“Allah kulunu evinin içinde de rezil eder” diyor Peygamberimiz.
Bir fikir komasında debeleniyor ümmet
Şükür eksik kalınca uçup gidiyor nimet…
İşte biz, kendi yurdumuzda, kendi evimizin içinde rezil olduk. Ama zirveden düştüğümüz bu dönemde de davasında samimi bazı erler ortaya çıktı. Karşılaştıkları sıkıntılara sabreden, baskı ve dayatmalara tahammül gösteren, çorak toprakları mücadele azmi ve örnek yaşantısıyla yeşerten İslami hareket önderlerinin bir kısmı Şubat ayında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Suikastlarla ve uydurma gerekçelerle şehit edildiler. Hayatları boyunca İslam’a hizmetten ve dava saflarında mücadele etmekten bir an bile geri durmayan güzel insanlar bu ayda şehadete yürüdüler. Birçok âlim, davetçi ve İslami hareket lideri bu ayda şehadet şerbetini içmiştir. Cenab-ı Hak bu kutlu yürüyüşlerini bereketlendirsin. Duyarlı sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen programlarla İslam şehitleri çeşitli şehirlerde dualarla yâd edilmektedir.
Bu şehadete yürüyüşler fert fert olduğu gibi bazen bir şehir halkı, bazen bir kampın sakinleri olarak topluca gerçekleşmiştir.
Ruhu sonsuzluğu özleyen, Şubat ayında şehadete erişen şehirlerin, kampların ve güzel insanların bir kısmını gelecek yazımızda sizlere aktaracağız.
Sevgi mürekkebiyle ölümsüzlüğü yazan
Nefrete bulaşmadan kardan daha beyaz…
Yeryüzünün damarlarına kan veren
Şehit Akıncılarımızdan başlayacağız Allah’ın izniyle.
