
Kur’an’da “oyun” kelimesi özellikle seçilmiştir. Çünkü oyun gerçeğin kendisi değildir; geçicidir, sonu vardır. Ciddiye alındığında aldatır. Kur’an dünyayı oyunun kendisi olarak değil, oyun gibi algılanan bir alan olarak tarif eder. Sorun dünya değil; dünyayı kalıcı sanmaktır.
Nitekim başka bir ayette şöyle denir:
“Onlar dünya hayatını oyun ve eğlence edindiler ve dünya hayatı onları aldattı.”
(A‘râf, 7/51)
Dikkat edin, “Dünya oyundur” denmiyor. “Onlar dünyayı oyun edindi” deniyor. Yani insan oyunu oynayan özne olmaktan çıkıp, oyunun parçası hâline geliyor. Mal, makam, şöhret, arzu ve korkular arasında sürüklenen bir nesneye dönüşüyor. İşte bu hâl, oyunda olmak değil; oyuncak olmaktır.
Kur’an bu hakikati daha da netleştirir:
“Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi.”
(Ankebût, 29/64)
“Keşke bilselerdi” ifadesi ağırdır. Çünkü bilmeyen oyuncağı bırakmaz; oyunu gerçek sanır. Sahne kapandığında şaşırır. Bilen ise oyuncağı elinden bırakır, oyunu ciddiye almaz; perde kapanmadan hazırlığını yapar.
Oyuncağı bırakmak, dünyayı terk etmek değildir. Malı mülkü reddetmek de değildir. Kur’an bu dengeyi açıkça kurar:
“Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma.”
(Kasas, 28/77)
Yani dünya senin elinde bir araç olsun; seni yöneten bir amaç olmasın. Oyuncağı kullan ama oyuncak olma.
Kur’an, oyuncağa dönüşenleri ise sert bir dille anlatır:
“Bırak onları; yesinler, eğlensinler ve onları umut aldatsın. Yakında bilecekler.”
(Hicr, 15/3)
Oyunda kalmak bir tercihtir. Allah kimseyi zorla uyandırmaz. Ancak perde kapandığında mazeret de kalmaz. Oyunu fark edenler için Kur’an şöyle buyurur:
“Kim ahireti ister ve onun için gerektiği gibi çaba gösterirse, işte onların çabası karşılık bulur.”
(İsrâ, 17/19)
Bu insanlar oyunun içinde yaşar ama oyuna kapılmaz. Sahnenin emanet olduğunu bilir. Dünyadaki nimetlerin bir prova, mükâfatın ise perdenin ardında olduğunu idrak eder.
Hakikat şudur:
Dünya bir sahnedir. İnsan ya oynayan olur ya oynanan. Oyunu fark eden oyuncağı bırakır. Oyunda kalan ise oyuncak olur. Akıllı olan, sahne kapanmadan sonsuz hayata hazırlanır.
Kur’an bu gerçeği tek cümlede mühürler:
“Dünya hayatı aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.”
(Âl-i İmrân, 3/185)
Evet dostlar…
Tövbe kapısı son nefese kadar açıktır. “Günahım çok, Allah beni affetmez” deme. Günahın ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmetinden büyük değildir. Dünya hayatının bir oyun olduğunu fark ettiğin an, oyuncak olmaktan çıkarsın. Oyunu gör, ama oyunun parçası olma. Kalın sağlıcakla…
Enver Erdal

Çok güzel bir yazı teşekkürler yazar arkadaşa