Enes Doğaner: Abdurrahman Dilipak ismi ne zamandır tanınıyorsunuz, insanların sizi tanıması, sevmesi veya öfke duymasının sebebi neye, hangi olaya dayanıyor?
Abdurrahman Dilipak: İlk yazım yerel gazetede 15 yaşında çıktı. Gençlik sayfasında yayınlandı. Liselerarası kompozisyon yarışmasından 3. Olmuştur. Bir sene sonra Yeni İstanbul’da yine gençlik sayfasında ilk yazım çıktı. Ardından 12 Marttan önce Afyonda Milli Nizam gençlik teşkilatının kurucularından biriydim. Orada yayınladığımız bir bildiriden dolayı Afyon Ağır Cezada yargılandım ve mahkum oldum. Tabi dava Milli Nizam davası çerçevesinde ele alındı. Çünkü bildiri yayınlandığı zaman değil de, parti kapatılıp, teşkilata el konunca ele geçmiş oldu ve dava açıldı.. O zamanlar Milli Nizam Partisi çevresinde tanınıyordum. Erbakan İsviçreden dönmeden önce davaları kaldırdılar. kaldırdılar çünkü politika değişmişti. Eğer biz seçime giremezsek, CHP’nin seçimi kazanması mümkün değildi. O zaman partinin başında Ecevit vardı.. Askerler Erbakan’ı İsviçre’den getirdiler ve parti kapatma davasını hemen hallettiler. Erbakan daha gelmeden Süleyman Arif Emre Milli Selamet Partisini kurdu. 12 Martçılara göre bu şekilde Adalet Partisi’nin Demirel’in oyu bölünecek, CHP iktidar olacaktı. Demirel onun için MSP’ye o zaman “Bir bölen” bölen” adını takmıştı. Adalet Partinin kiralık kalemleri bize “Yeşil Komunist” diyordu.
Onların hesabı tutmadı ve hiç hesapta olmayan bir şeyler oldu; (MSP) Milli Selamet Partisi seçime girdi ve 48 milletvekili çıkardı. CHP ve AP. Her iki parti de tek başına iktidar olamıyordu. MSP Anahtar parti oldu. Demirel (AP Adalet Partisi Genel Başkanı), nasıl olsa bunlar CHP ve MSP koalisyon kuramaz diye düşünüyordu. 12 Martçılar ise “CHP’nin mutlaka iktidar olması gerekir” diyordu. Teoriye göre Milli Selamet Partisi CHP ile koalisyon kuramazdı, Sonuçta CHP, MSP ile koalisyon kurmak zorunda kaldı. Demirel birkaç bakanlığa MSP’yi razı etmek isterken, CHP AP’nin iki katı baklanlık teklif etti. ve bakanlık verdi. Ama CHP iktidarda olmak istediğinden dolayı Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi daha fazla bakanlık teklif etti. CHP MSP koalisyonu kuruldu.
Ben Hasan Aksay’ın yeğeniyim, Hasan Aksay MSP genel başkan yardımcısı ve bakandı. Milli Gazete’nin çıkartılmasında ben de aktif olarak sürece katıldım. Zaten daha önce Adım diye bir dergi çıkartıyordum ve Fetih Yayınevini kurmuştum. Bu şekilde gazeteciliğe ve yazarlığa başladım.
Afyonda MNP gençlik teşkilatı davasında 19 yaşında sanık sandalyesine oturtulmuştum.. Hemen karara gittiler ve yargılama sürecinde parti çevresinde daha yakından tanınmış oldum. Milli Nizam davasında tek mahkum bendim. Mahkum oldum ama içeri girmedi. Karara itiraz ettik, dosya Yargıtaya gitti. Yargıtay dava açma zaman aşımı süresinden usul açısından kararı bozdu. Bozma kararı geldiği gün de 74 Affı çıkmıştı.
Bu süreçte Gazetecilik yanında başka dergilerde yayınladık. Yeni Sanat Dergisi, Seriye Dergisi, gibi. Adım tamamen bana aittir, parti ile hiçbir alakası yoktur. Sadece Milli Gazete doğrudan parti ile alakalıdır.
İl il, ilçe ilçe konferanslar dönemi başladı. 12 Mart’tan sonra ivme kazandı. 1974’te yapılan af ile komünistlerin de Anayasa Mahkemesi serbest bırakınca MSP’den 24 milletvekili istifa etti. Hükümet düştü. 1974’ten sonra birinci MC Milliyetçi Cephe Hükümeti kuruldu. Ardından 2. MC Hükümeti kuruldu.
Enes Doğaner: Sizi üzen herhangi bir olay oldu mu? Abdurrahman Dilipak: Sürekli hakkımda davalar açılıyordu. Bir günde 5 kez, haftada 5 gün duruşmaya çıktığım oldu. Davalar insana mutluluk veimiyor tabi. Ama geri adım da atmadım, 28 Şubatta ‘Yaşasın Şeriat’ kitabını çıkardım. Refah Partisi döneminde Recep Tayyip Erdoğan Siirt’te Ziya Gökalp’ten bir şiir okudu diye mahkum olunca Hasan Celal Güzel Şanar Yurdapanla gittik biz de o şiiri okuduk ve kendimizi ihbar ettik. . Hasan Kaçan, Şanar Yurdatapan ile beraber onu ile gittik ve biz de bu şiiri okuduk. Bunlar bizim için adeta birer şerefti. Enes Doğaner: Son olarak, Türkiye’nin ileride nasıl bir yol izleyeceğini ve nerede olmasını hayal ediyorsunuz ? Abdurrahman Dilipak: Benim için Türkiye’nin nerede olduğu değil, benim nerede ne yaptığım önemli. Bu ülkenin insanları akıllı, dürüst ve cesur olursa Türkiye gelişir, değilse geriler. Sonuçta herkes yaptığının karşılığını görecek, toplum eğer sapıtırsa durum onlar için kötü olacaktır. Enes Doğaner: Peki hocam, Türkiye gelecek nesillere, evlatlarımıza ümit vaad ediyor mu? Abdurrahman Dilipak: Ümitsizlik haramdır. Kim ne yaparsa karşılığını eksiksiz görecektir. Biz kötü şeyler yaparsak, başımıza peygamber gelse bizi kurtaramaz. Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.Yedi Kıtada Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enes Doğaner’e Abdurrahman Dilipak, geçmişten bugüne yaşadığı olayları, iktidarda yaşananları ve partilerin değişimlerini anlattı. Biz sorduk, o cevapladı. İşte Dilipak’ın cevapları:








