BIST 100
14.467,25 0,51%
DOLAR
48,6219 0,21%
EURO
56,2356 -0,18%
GRAM ALTIN
6.779,01 -0,09%
BITCOIN
77.704,00 0,50%
FAİZ
39,89 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
100,04 -0,62%
GBP/TRY
65,6581 -0,08%
EUR/USD
1,1557 -0,36%
BRENT PETROL
103,54 1,70%
ÇEYREK ALTIN
11.085,84 -0,07%
Kocaeli Parçalı Az Bulutlu
Kocaeli hava durumu
16 °

Namaz Niyaz Ehli Bir Profesörümüz!

Yeşil Minimalist & Modern Mimari Sunum (634 x 358 piksel) (5)

Son zamanların adı en çok duyulan politikacısı Necmeddin Erbakan’ı, ne yalan söyleyeyim, çok merak ediyorum. Seçimlerden (1969) önce hakkında pek çok şey yazılıp söylenmişti. Duyduklarımın ve okuduklarımın çoğu, benim karşı olduğum fikir ve davranışlardı. Fakat her şeye rağmen bir profesördü Erbakan. Ve ben, onun duyduğum davranışlarını, Prof. luğu ile telif edemiyordum bir türlü. Onun içindir ki; bir taşlamamda sayın profesöre şöyle seslenmiştim. Destek almakta geriden İnat ettin Profesör. Gericiliği yeniden İcat ettin profesör.

Olmaz din madrabazlığı, Etmesen bu cambazlığı Azad ettin profesör. İlmini, irfanını da, Bir kürsünün şanını da, Adını, unvanını da Berbad ettin Profesör.

Sayın profesörden randevu almam güç olmadı. Meclis koridorunda bu ricamı söyleyince, ertesi gün için bir arkadaşının bürosunda randevu verdi. Gittim ancak teybe konuşmayı kabul etmedi Sayın Erbakan. O kadar ki; içi rahat etsin diye, çantamı açıp teybin çalışmadığını kendisine göstermek zorunda kaldım.

Sayın Necmeddin Erbakan’ın bende bıraktığı ilk izlenim şu oldu: Sakin görünüşlü sinirlerine oldukça hâkim fakat bir politikacı için fazla hassas, yeterince zeki ve kurnaz, biraz şüpheci ve biraz muhteris bir insan.

Erbakan’a sorduğum soruları ve aldığım cevapları aslına uygun olarak yayınlıyorum.

- Son seçimler sırasında bazı gazeteler sizin hilafet ve şeriat istediğiniz yolunda neşriyat yapmışlardı. Bunlar doğru mudur?

- Yanlış anlaşılmış ve gazetelere yanlış aksettirilmiştir.

- Sizce politika nedir ve ne değildir?

- Milleti manevi kıymetler etrafında birleştirmeyi en mühim davamız sayıyorum. Aynı derecede önemli bir davamız da iktisaden kalkınmaktır. Bu ikisinde de gidişin maalesef iyi bir istikamette olmadığı bir gerçektir.

- Gençlik bunalımı ve sorunları konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Gençler; manevi bakımdan başıboş yetiştirilmektedir. Eğitim sistemimiz tamamen yanlış ve hatalıdır. Gençlerimizi manevi bilgilerle teçhiz etmeye mutlaka mecburuz. Din dersleri seçmeli olmamalıdır. Gençlerin bu mevzuda bilgisiz yetiştirilmesi hüzün vericidir. Çok acıdır. Okutulmakta olan din dersleri de heyecansız ve inançsız okutulmaktadır. Bazı hocalar Peygamber efendimizden hürmetsiz bir şekilde bahsetmektedirler. Diğer derslerinde ismi var cismi yoktur. Sosyoloji ve felsefe dersleri noksan ve uydurmadır. Okutulmakta olan Durkheim adlı bir Yahudi’nin kitabıdır ve manevi hakikatleri örten bir kitaptır. Gençlere manevi yapımızın sütunları öğretilmemektedir. Din ilahî bir hakikat olduğu anlatılmamaktadır. Bunlardan dolayı gençleri sorumlu tutmak hatalıdır. Ne ekiyoruz ki, ne biçeceğiz?

- Cumhuriyet tarihinde en beğendiğiniz politikacılar kimlerdir?

- Birinci Büyük Millet Meclisi’nde bulunanlardan; Konyalı Vehbi Efendi, Mehmet Akif ve Hasan Basri Çantay, sonra Menderes, Mareşal Fevzi Çakmak ve Ali Fuat Başgil.

- Atatürk’ü saymadınız unuttunuz mu? Yoksa bilerek mi saymadınız?

- Onun yeri ayrıdır.

- Kendinizde beğendiğiniz ve beğenmediğiniz huylarınız hangisidir?

- İnandığım bir yol uğruna çalışmak karakterimi beğenirim. Kindar olmayışım ve çabuk affedişim beğenmediğim tarafımdır.

- Sayın Başbakan’ın (S. Demirel) beğendiğiniz ve beğenmediğiniz bir yönünü de söyler misiniz?
- Cevap vermeyeceğim.

- Güzel sanatlarla ilgilendiniz mi?

- Şiir güzel ve hamasi olursa severim. En çok takdir ettiğim şairler Mehmet Akif ve Necip Fazıldır. Musiki de, Milli halk türkülerimizi ve ilahileri severim.

- Politika dışında meraklarınız nelerdir?

- Kitap okumayı ve dostlarımla sohbette bulunmayı severim.

- Dilimizin özleşmesi ve sadeleşmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Aşırı Türkçeciliğin taraftarı değil, şiddetle karşısındayım. Osmanlıcadan yana olduğumu da yazabilirsiniz.

 

-Aşka inanıyor musunuz? Aşk nedir sizce?

-Tasavvufta Fena fillah “ Sevdiğinde Kendini unutmak ve kendinden geçmektir.” Bekabilah ise: “ Hem sevdiğini hem kendisini kendi mertebeleri içende düşünmektir.”
Benim aşk anlayışım bu iki tarif arasında mündemiçtir.

Bükük Boyunlar

Politikaya atıldıktan sonra sizi en çok üzen olay hangisi olmuştur?

-Yurt gezilerim sırasında Kulu ve Chanbeyli fakirliğini ve aile reislerinin Almanya’ya gitmeleri muvacehesinde kalanların boynu büküklüğünü görmek beni ziyadesiyle üzmüştür.

Ve Sayın Erbakan sözünün burasında ağlamaya başladı. Gözünden ip gibi yaşlar akıyordu. Sözü değiştirmek lüzumunu hissettim.

-Peki, sizi en sevindiren olayı da söyler misiniz?

-Beyşehir’in Huğlu köyünü görmek beni sevindirmiştir. Burası belediyelik bir köy ve her evin altı fabrika. Binden fazla insan imalatta çalışıyor. Ve günde 30-50 lira arasında bir yevmiye alıyor. Yılda yarım milyon lira kar sağlıyorlarmış. Yurdumuzda böyle bir köy görmek beni mesud etmişti.

-Tasavvufu çok sevdiğinizi söylemiştiniz. Bu bakımdan size “ Namaz ehli misiniz, Niyaz ehli misiniz, yoksa naz ehli misiniz*” diye sormak isterim.

- Namaz ve niyaz ehli olmak isteriz.

- Kendinize bir soru sorar ve cevabını verir misiniz?

-SORU: Sen ilim sahasında isim yapmış ve ilmi bakımdan tanınmış bir kimse iken; kendini neden politikaya attın?

-CEVAP: Bir memleketin bütün müesseseleri topyekûn kalkına bilirler. İyi üniversiteler iyi hükümetlerin bulunduğu yerde olur. Bu itibarla bir memleketin inkişafı temel davalarının halliyle mümkün olur. Bu bakımdan kendisine vazife düşen insanların, vazifeden kaçınmağa ve nefislerine rahat ve kolay gelen tarafı tercih hakları yoktur.
Kalkarken arzusu üzerine bir şiirimi okudum. Bu en eski şiirlerimden birisiydi. Aşağı yukarı (1940). 28 yıl kadar önce yazdığım bir şiir. Röportajımı o şiirle bitirmemi istedi, rica etti. Bu kadar eski bir gençlik denemesiyle Cumhuriyetin okurlarının karşısına çıkmak istemem. Anacak Necmeddin Erbakan’ın dileğini başka türlü yerine getiriyor ve bölümü çok sevdiğim rubailerimden birisiyle bitiriyorum:

Parlaklığın altındaki neymiş? Gördük.
Gündüz değil aslında geceymiş gördük.
Son hamlede bir noktaya geldik, orada,
Orada binlerce devin hepsi cüceymiş gördük!...
Cumhuriyet 10 Aralık 1969 .

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?