
Osmanlının son döneminde (TBBM devleti-1920-1923), Cumhuriyet’in başlangıçlarında bu toprakların hiçbir ideoloji ayırmaksızın samimi vatanseverleri ne hikmet ise itina ile yok edilmiş (şehit edilmişler)
Ben bunu sadece ilginizi çekmek konuyu detaylı araştırmanıza sevk etmek için birkaç örnek ile sonlandıracağım. Çünkü konu köşeye sığmayacak kadar derin…
Bu durumun vahametini birkaç örnek ile bile anlamak yeterli olur kanısındayım.
Suikastlar, cinayetler yada idam ile en verimli çağında yok edilen (şehit edilen) bazı isimleri lütfen unutmayın, hatırlayın, araştırın.
1920-1923 arası hem vatansever hemde Sosyalist, komünist olan ve bizatihi planlı, projeli yok edilenler sadece üç önemli ismi;
Ve dahası ve sürgüne gönderilip yada pasifize edilenleri hariç.
1920-1923 arası bu duruma maruz kalan Milliyetçi isimlerden sadece üç önemli ismi;
Ve dahası ve sürgüne gönderilip yada pasifize edilenleri hariç.
1920-1923 arası bu duruma maruz kalan İslamcı isimlerden sadece üç önemli ismi;
Ve dahası ve sürgüne gönderilip yada pasifize edilenleri hariç.
Cumhuriyet kurulduktan sonra yapılan yanlış işleri cesurca gerek mecliste gerekse kamuoyunda haykırıp yok edilenler (şehit edilen) ve üç önemli ismi;
Ve dahası, istiklal mahkemesi aracılığı ile ve 1920 meclisi mebusu Milli şairimiz Akif’in Mısır’a sürgünü…
Sözün özü 80 darbesinin baş mimari Kenan Evren nasıl kendi mantığınca vicdanı rahatsız olmadan bir sağdan bir soldan astık dediyse, Kutsal devlet anlayışı ile beka sendromu ile tarihin birçok sahnesinde bu devlet aklı ile böylesi katliamlar olmuş, oluyor…
Acaba devletimiz bunun gibi şeylerden mi bu halde? Devlet aklını anlayışını her şeyin üstüne çıkarmak ne kadar doğru. Yoksa Zapata gibi mi demeliyiz?;
“Milletim için Adalet yoksa bırakın Devlet için de huzur olmasın…”
Yoksa her daim Hz. Ömer (r.a) efendimizin şu nasihatini tekrarlayıp uygulamaya gayret etmeliyiz;
“Devletin Dini Adalettir.”
