
Sistemin Yeni Oyuncağı
ABD, Liderlik Okulu Yazımıza şerh olarak Almanya dan bir arkadaşımız aşağıdaki yazıyı göndermiş
Veröffentlicht am 21. November 2015 von dadascanasln
STK´lar ne kadar sivil?
Noam Chomsky 1993 yılında şöyle yazmış;“ Zenginlerin ve güҫlülerin yönetimi olan demokrasiyi dayatmak üzere bir girişim sözkonusu. Halk bu sisteme dahil edilmiyor ve tüm bunlar resmi düzeydeki seҫim usullerine uyularak gerҫekleştiriliyor.“
Modern hayata dizayn veren en önemli kurumların başında Sivil Toplum Kuruluşları (STK) gelmektedir. STKlar, genellikle bir davası olan ve yüce idealleri uğruna kendini adamış insanlardan müteşekkil kuruluşlardır.
Günümüzde emperyalizm, George Soros, OECD, Demokrasi fonları , Devletlerin sosyal projeleri, küresel sermayeden ayrılan fonlarla destekleniyor STKlar. Bugün Avrupa Birliği´nin STK lara yaptığı yardımların miktarı milyar avroları buluyor. Peki niҫin?
„ Sistem Yöneticileri“ 2008 de, ABD askeri strateji uzmanı Thomas Barnett tarafından “Pentagon´un savaş ve barışa yönelik yeni haritası“ konferansında ilk defa kullandığı bir kavram. Barnett ordunun iki yeni güҫ ҫerҫevesinde yeniden düzenlenmesini ister ki bu iki yeni güҫ; 1. Askeri operasyonel güҫ. 2. Müdahale edilen ülkenin yeniden yapılanmasını sağlayacak „ Sistem Yöneticileri“. Söz konusu sistem yöneticilerini ise, STKlar, uluslararası örgütler , siyasi ve bürokrasi yöneticileri oluşturmaktadır.
Bu uygulamanın ilk deneyini Arap Baharı´nda yaptılar. Arap Baharı´nda STK’lar harekete geҫirilmişti. Libya´da STK´lar protestoları başlatırken, aynı anda oluşturulan kuvvetlere silahlar dağıtılır. ICC gibi uluslararası örgütler hükümete karşı kamuoyunu zehirlerler. Bunlara istihbarat ve bilgi STK´larca sağlanır. Peşisıra NATO saldırıları başlar. Sonunda uzun zamandır ABD de yaşayan ve Petroleum Instut´un başkanı Abdurrahim el-Keib başbakan olur.
Dünyanın her köşesinden aynı nakaratın tekrarlanması ise meseleyi izah etmektedir; Demokrasi, İnsan Hakları, Özgürlük…
Emperyalizm, işbirliği ettiği STK´lar, akademik ҫevreler, sanatҫılar ve Media´ya büyük fonlar aktararak yerli Kamu İşletmelerini ҫökertmek, zayıflatmak ve sonunda bedavaya satın almak peşindedir.
Yönetici elit kesim yönettiği büyük tebaanın cahil olmasını ve öyle kalmasını ister ki kolay manipüle edebilsin ve tebaa itaatkar olsun.
Bu örgütler yeryüzündeki en büyük şirketlerin ҫıkarlarını temsil ederler. Bu şirketler girmek istedikleri ülke iҫinde uzlaşı sağlamak iҫin araştırmacı, politikacı kurtlara ordusu oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda media, endüstri ve finans dünyasındaki güҫlerini kullanıp uluslararası alanda kendilerine hizmet eden kesimi ve kurumları da tesis ediyorlar. Şimdi bu oligarşinin kaderini seҫmen /halka bırakacağını sanmak en hafif tabirle saflıktır.
Yeryüzünün her köşesinde bu imparatorluklar milyarlar kazanıyor. İnsanlar media, kitle iletişim araҫları ile hipnotize ediliyor, kandırılıyor, kullanılıyor, sisteme bu STK’lar ile dahil ediliyor. Bu sistemi kırmak iҫin STK, parti, örgüt… vs ile protestolara girişmek daha ziyade sisteme hizmet ediyor. Oysa günlük hayat da bu imparatorların şirketlerini boykot edilmesi, uluslararası veya yerel kurumsal destekli kuruluşların rededilmesi, kendi kendine yeterlilik, kanaat, zühd, sükunet, tevazu, yardımlaşma, paylaşma… onları yerle bir edecektir.
Emperyalizm ve kapitalizmin küreselleştiği modern zamanlarda insan devasa kurumlar karşısında yapa yalnız ve kimsesizdir.
Modernizim onun tüm aidiyet imkanlarını yoketmiştir. İnsan canavarlaşan nefsiyle başbaşa kalmıştır. Hal böyleyken yalnız, ҫaresiz ve kimsesiz birey bu havasızlığını modernizmin suni solunumlarıyla aşmaya ҫalışıyor. Ana-babasını, ailesini, akraba taallukatını kaybeden, hiҫ bir dostu ve arkadaşı olmayan birey türdeşleriyle Sivil Toplum Kuruluşları altında toplanıyor. Annesi, babası, kayınvalidesi ve kayınpederi ile üҫ gün aynı ҫatı altında kalmaya tahammül edemeyen birey yardım derneklerinde hiҫ tanımadığı insanlara sözüm ona gece gündüz yardıma koşarken, modern kapitalist kurumların iltifat ve yardımlarını görmesi oldukҫa anlamlıdır.
Dadaşcan
