
"Kant", siyasetçide ahlakı ikiye ayırır; "Ahlaklı Siyasetçi" ve "Siyasal Ahlakçı". Bunlardan ilki, siyasal prensipleri ahlaka uygun olacak şekilde yorumlayan kişidir. Diğeri ise ahlaki kuralları kendi avantajına uyacak şekilde değiştirir.
Ülkemizde ki pratik siyasete baktığımızda önümüze çıkan örnekler bizi nereye götürür?
Ahlak kavramı ülkemizin siyasal serüvenin de ne anlamda kendine zemin bulabilmiştir?
Ahlak ile Siyaset arasında ki bağ bizde ve dünya siyasetinde ne derecede oluşabilmiş kendini ortaya koyabilmiştir?
Siyasetin ahlaka yaptığı atıf ve yüklediği mana yadaAhlakın siyasete yaptığı atıf ve yüklediği mana, siyaset ve ahlak arasında bir ayrışma mı yoksa bir uzlaşma mı sağlamıştır?
Bu soruların cevapları bulunup pratik siyasete aktarılması, uygulanması noktasındaki yoğun ve sonuç odaklı çabalar olursa Lütfi Bergen'in deyimi ile başlatılacak bir "Ahlak Ayaklanması" beraberinde büyük bir "Ahlak Devrimi"’ mini de getirecektir!
Siyasete gelecek olan ahlak'ın hali ile toplumsal zemine yayılması çok daha kolay olacaktır.
