“ Uyandığı zaman uykusunda görmüş olduğu rüyayı hatırlamaya çalışan kahraman, Gece’ye bunun sebebini sorar. Gece bu soruya cevap vermekte önce zorlanır, sonra dayanamayıp artık eski rüyalar döneminin sona ermiş olduğunu söyler. Eskiden Rüyalar Adası’nın tek hâkimi iken kimin hangi rüyayı göreceğini ben karar veririm. Oysa şimdi rüyalar insanların beyinlerinde oluşuyor, bu yüzden onların beyinlerine ne Tanrı ne de ben rüya gönderemiyoruz.
Artık rüyaları insanlar bellek ve hazmetme süreci, bölük pörçük hatıralar ve ihtiyaçlar, bilinçaltı ya da fizyoloji sayesinde üretiyorlar.
Rüyalar psişik bir olaya dönüştü. Hele Beji, buna: “ Düş gücünün psikoloji bataklığına saplanıp kalması” diyor. Düş gücünün psikoloji bataklığına saplanıp kalması güçlerin sahip olduğu o geleceği okuma gibi özelliklerine de bir nokta koymuştur. Geleceği okuyabilme gücüne sahip olabilmek için düşleri aşkın bir güç, yani Gece veya Tanrı tarafından üretilmesi gerekmektedir. Oysa günümüzde rüyalar insanın kendi kendisiyle etkileşime girme yönteminden başka bir şey değildir.
Artık yasakla aşkınlığın bir ilişkisi kalmamıştır.
Eskiden yasaklar yukarından, çok uzak bir yerlerden gelirdi. Belki de bizim yazgımızla ilgilenmeyi iş edinmiş bir Yasaklar Adası’ndan! Günümüzde onu da içselleştirerek düşünsel gücün standart bir ürünü getirdik.
Artık yazgımızı biz üretiyoruz. Yazgı günümüzde bireysel bilinçaltının salgıladığı bir hormona dönüştü. Gücünü ve çekiciliğini kaybettiği için belki de ortadan kaybolmuş olduğunu(yasaklamak yasaklanmıştır) ya da paradoksal bir şekilde nostaljik bir nesne (Eskiden arzumuzun gerçekleşmesine engel olan şeydi) bir arzu nesnesine dönüştüğünü söylemek gerekiyor.
Günümüzde rüyalar ya da yasaklamaya yönelik tüm ilahi güçler teknik olarak işsiz kaldıklarından bizde metaforunyasını tutmaya başladık”
Machado de Assis yukarıda yaptığı tespitle kafamda oluşan rüyalarla ilgili soruya cevap veriyor sanki! Yıllar önce gördüğüm rüyalar aynen çıkardı. Artık neden öyle rüyalar göremediğimi merak ederdim. Anladım ki, gündelik hayatta beni insanlığımdan çıkaran bir yığın kurala, dayatmaya ek olarak gecemizi de yok etmişler. Her şeyin zıddı ile kaim olduğu kâinatta bir tarafı yok edersen her tarafta yok olmaya doğru gitmiş olursunuz!
Üzerine basa basa, karanlığın önemini anlatan İslam medeniyetin ne demek istediğini şimdi çok daha anlıyorum.
Sünnettullaha aykırı davranıp geceyi gündüze çeviren teknolojik tahakküm yeryüzünün bütün dengesini bozduğu gibi, Allah’ın insana bir lütuf olarak sunduğu RÜYA denen ilhamı da yok etti.
Neon ışıkları ile karanlığımızı ışıl ışıl aydınlatan teknoloji meddahları rüyalarımızı da çalmış olmuyorlar mı?!
“ Uyandığı zaman uykusunda görmüş olduğu rüyayı hatırlamaya çalışan kahraman, Gece’ye bunun sebebini sorar. Gece bu soruya cevap vermekte önce zorlanır, sonra dayanamayıp artık eski rüyalar döneminin sona ermiş olduğunu söyler. Eskiden Rüyalar Adası’nın tek hâkimi iken kimin hangi rüyayı göreceğini ben karar veririm. Oysa şimdi rüyalar insanların beyinlerinde oluşuyor, bu yüzden onların beyinlerine ne […]








