Günümüzün en çok düşünülen ve cevabının da bulunamadığı, çoğu hayal kırıklığı ile sonuçlanan aciyan ve kanayan yaramız güvenmek..
Ailemizden başlayıp sosyal hayatımıza, iş yerlerimizden asker arkadaşlarımıza, kapı komşularımızdan mahalle esnafımıza uzanan bir konu.
Yüzyıllardır süre gelen toplumlarda güven-ihanet eşleşmesi ünlü düşünürlerin, filozofların dillerinde anlatılmış günümüzde de tartışmaya açık bir konu olarak önümüze çıkıyor.
Mevlana buyurmuş ki ” Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı başbaşa bırakmaktır”
William shakespeare’de “Güven ruh gibidir. Terk ettigi bedene asla geri dönmez” şeklinde düşüncesini belirtmiştir.
Konu böyle uzar gider, aslında olayın özeti şu şekilde olabilir.
Demiri kendi pası dışında hiç birşey yok edemez aynı insanlar da olduğu gibi dışarıdan yok edilemeyiz. Bizi ancak kendi kafa yapımız yok edebilir.
Kendi canın, kendi kanını taşıyan tüm insanlardan güven konusunda seviyeli durup, kendi canımız,kanımız saydığımız insanlara hata yapsalar dahi ikinci bir şansı verip yolumuza hayatımıza devam etmeliyiz..
Kul hakkını göz ardı etmeden mutlu bir hayat sürebilmek hepimizin hakkı.
herkese canı kanı bildiği tüm dostlarıyla güven dolu mutlu yaşamlar…
Günümüzün en çok düşünülen ve cevabının da bulunamadığı, çoğu hayal kırıklığı ile sonuçlanan aciyan ve kanayan yaramız güvenmek..








